RSS .92| RSS 2.0| ATOM 0.3
  • Epilasyon
  • Hakkında
  •  

    Epilasyon Hakkında Sorulan Sorular

    Ekim 17th, 2007

    Lazer epilasyon kaç seans uygulanmalıdır ?

    Lazer ışını anajen (aktif) fazdaki kıl köklerini etkilemektedir. Tüm kıl kökleri aynı anda aktif olmazlar. Bu nedenle telojen (pasif) kökler, aktif döneme geldiklerinde bunlara da uygulama gerekecektir. Kalıcı bir sonuç ancak birkaç seans sonrasında elde edilmektedir. Fakat seanslara düzenli devam edildiği taktirde ilk seanstan sonra kıl sorunu yaşanmaz. Kılların kalınlığı ve sıklığı her kişide farklı olduğu için kesin bir seans sayısı tahmin etmek mümkün değildir, kişiden kişiye ve bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir. Ortalama olarak çoğu kimselerde 4-6 seans kalıcı netice sağlamak için yeterli olmaktadır. Seans araları yüz bölgesi için 4 hafta vücut bölgeleri için 8 hafta kadardır.

    Lazer epilasyon uygulanırken tek bir seans ne kadar sürmektedir ?

    Uygulama yapılan bölgenin genişliğine göre süreler değişmektedir. Yaklaşık olarak bıyık ve çene bölgesi 4-5 dakikada tamamlanırken, tüm bacaklar 45 dakika ile 1 saat kadar sürmektedir. Seans araları 6-8 haftadır.

    Hangi vücut bölgelerine lazer epilasyon uygulaması yapılabilmektedir ?

    Hemen hemen vücudun bütün bölgelerine lazer epilasyon uygulaması yapılabilmektedir. Sadece göz kapaklarına uygulama yapılmaz çünkü cilt burada çok incedir ve göz lazerden etkilenebilir.

    Büyük bölgelere hatta tüm vücuda tek seansta lazer epilasyon uygulanabilirmi ?

    Evet. Kıl diplerine tek tek uygulama yapılan elektrolizden farklı olarak her atışta birçok kıl kökü tahrip edilmektedir ve bu nedenle de uygulama süresi çok daha kısa sürmektedir.

    Her tondaki cilde lazer epilasyon uygulanabilmekte midir ?

    Lazer epilasyon uygulaması için en uygun aday açık cilt rengine sahip olup tüyleri de koyu renk olanlardır.
    Lazer ışığı, cilde herhangi bir zarar vermeden geçip sadece kıl kökünü tahrip ettiğinden hassas ciltlere de uygulama yapılabilmektedir.

    Lazer epilasyonun güvenliliği kesinmidir ?

    Evet, lazeri enerjisi belirli bir dalga boyundaki ışındır. Cilde zarar vermeden geçerek kıl kökünü etkileyen bu ışın demeti vücutta herhangi bir artık madde bırakmaz. Örneğin röntgen ışınları vücutta artık olarak radyasyon bırakmaktadır ve belirli bir zaman içerisinde çok doz alınırsa oluşan birikim neticesi risk doğurabilmektedir. Ancak lazer ışığının vücutta bıraktığı herhangi bir artık bulunmaz ve dolayısıyla güvenlidir, ayrıca herhangi bir kanserojen etkisi de bulunmamaktadır. Bu neden ile Amerikan FDA tarafından yıllarca yapılan incelemeler sonucu zararsız ve epilasyon amaçlı kullanım için Aleksandrite tipi onay almıştır.

    Lazer epilasyonun yan etkileri varmıdır ? Uygulama esnasında acı hissediliyormu ?

    Lazer epilasyon uygulamasının bilinen kalıcı bir yan etkisi bulunmamaktadır. Uygulama sonrasında kıl köklerinin enerjiden etkilendiğinin belirtisi olan hafif kabartılar ve kızarıklıklar oluşabilir. Fakat uygulama bölgesinde görülebilecek bu durum çok kısa bir zaman içerisinde kaybolacaktır. Uygulama yapılırken hafif bir yanma hissedilebilir. Ancak seans öncesinde uygulanacak EMLA gibi preparatlarla acıya çok hassas kişilerde bu durum minimize edilmektedir.

    Lazer epilasyon uygulamasına gelirken nelere dikkat edilmelidir ?

    Uygulamanın yapılacağı bölgede 4 hafta önceden başlamak kaydıyla cımbız, ağda gibi kökten alma yöntemleri kullanılmamalıdır. Ayrıca cilt tonunu belirgin koyulaştıracak şekilde güneş ışığından ve bronzlaşmadan da kaçınılmalıdır. Uygulamaya geleceğiniz günden 3 gün öncesine dek tüylerinizi vücut bölgelerinde jilet, yüz bölgenizde makas ile kısaltabilirsiniz.

    Vücuttaki kıl artışının genetik olduğunu düşünebilir miyiz? Bu durumda kıl köklerinin yok edilmesinin herhangi bir sakıncası olabilirmi?

    Vücuttaki kıllanmanın genetik olduğu bilinen tıbbi bir gerçektir. Vücudun hangi bölgelerinde ve ne yoğunlukta kıllanma olacağı ve kılların rengi bu genetik özellikler sonucu belirlenir. Bu özellikler ırk, cinsiyet, yaş gibi temel özelliklere bağlı olmanın yanı sıra aileden gelen genlerin özelliklerine göre de belirlenir. Bu durum aynı zamanda vücudun hangi bölgelerinde ve ne yoğunlukta kıl folikülü olacağını da belirler. Epilasyon uygulamasında folikülün altında bulunan kıl köküne direk olarak elektriksel uyarılar gönderiliyor veya lazer ile kıl köklerine termal zarar verilir. Özellikle lazerli epilasyon, kıl büyümesinin aktif uzama evresi olan “anajen faz” adı verilen evrede etkilidir. Herhangi bir anda vücudumuzdaki tüm kılların %85’i anajen fazda olduğundan bu evre kolaylıkla yakalanır. Epilasyonun birden fazla seans halinde tekrarlanmasının sebebi ise farklı evrelerde buluna kılların da sonunda anajen fazlarında yakalanarak imha edilmesi gereğidir. Epilasyon yöntemlerinde hedef alınan diğer bölge ise kıl kökünün hemen altında bulunan ve folikülün canlılığını sürdürmesinden sorumlu olan kök hücrelerinin bulunduğu bölgesidir. Buradaki kök hücreler ortadan kaldırılacağından her ne kadar genetik olarak o bölgede kıllanma şifresi olsa da bunu sağlayacak kök hücrelerin eksikliği nedeniyle yeniden kıl çıkamaz.

    Hormon sorunu yaşayanlarda da lazer epilasyon etkili midir?

    Hormon bozukluklarında lazer epilasyon gayet etkilidir fakat daha fazla sayıda seans uygulanması gereksinimi bulunmaktadır. Önce hormon testleri ile sorun tanımlanır, gerekiyor ise ilaç tedavisine başlanır ve ilaç tedavisine başlanması ile birlikte lazer seanslarına da başlanabilir.

    Lazer Epilasyon için hanhi lazer tipleri tercih edilmelidir?

    Epilasyon amacı ile denenmiş olan lazerler alexandrite , ruby, diod, nd:yag olarak sayılabilir. Bu lazerlerin isimleri kullandıkları ışının dalga boylarına göredir. Epilasyon sırasında lazer ışığı kıl köküne ulaşmak için cildi geçer ve kıl kökünde yüksek ısı etkisi yaparak kök hücresinin yok olmasını sağlar. Rengi koyu ve kalın tüyler ısıyı daha iyi tuttukları için lazer ile daha başarılı olarak tedavi edebilirler.


    Lazer Epilasyon

    Ekim 17th, 2007

    Çok eski çağlardan beri istenmeyen kıllardan kurtulmak için insanoğlu değişik yöntemler denemiştir. Rasgele seçilmiş sağlıklı genç beyaz kadınların %4 ü yüzdeki kıllardan şikayet etmektir. Ten renginin ve yaşın artması ile birlikte bu oranda artmaktadır. Kadınlarda hormonların fazla salgılanması hormon üreten bazı tümörler yada dışarıdan uygulanan hormon tedavileri hirsutizm denen erkeğe benzer kıllanmalara sebep olmaktadır. Ancak aşırı kıllanma yada istenmeyen yerlerde kılların çıkması yalnızca kadınları değil aynı zamanda erkekleri de rahatsız eden bir sorundur. Erkeklerde özellikle sırt omuzlar ve kulaklar, kadınlarda ise yüz, göğüsler,bacaklar ve alt karın en sık problem olan bölgelerdir.

    Kılların traş edilmesi, cımbız, kimyasal maddeler ve ağda gibi yöntemler geçici çözümler sağlamaktadır. Bugün teknolojik gelişimlerle beraber ortaya çıkan yöntemler de çeşitlenmiştir. Örneğin çok değişik kremler mevcuttur bu iş için ama FDA tarafından 12 yaşından büyükler için onaylanan tek kıl dökücü krem eflornithine hydrochloride’dir (Vaniqua) ilaç ilk kez, ‘‘uyku hastalığı’’nın tedavisi için üretildi. Ancak, sonradan keşfedilen ‘‘kıl dökücü’’ etkisi için kullanılmaktadır. Özellikle postmeapozal dönemdeki bayanlar kullanmaktadır. Bu kadınların %58 ‘i yüz bölgesi için kullanmaktadır. Kalıcı etki göstermez ama lazer tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Geleneksel olarak uzun süreli tek kıl dökme yolu, elektrolizdir; hasta için daha sıkıntılı bu işlem zaman alıcı ve küçük bölgeler ile sınırlıdır çünkü her bir kıla işlem tek tek uygulanır.

    Günümüzde daha geniş bölgelere uygulamanın yapılabildiği daha hızlı ve daha az acı verici bir lazerin kullanılması yoluyla kıllar, vücuttan temizlenebilmektedir.Bu tür bir lazer ilk kez 1963 de tanımlanmıştır 1983 de Oshiro ve Maruyama benlerin ruby laserle tedavisi sonrası ciltte hasarla birlikte bu bölgede kıl kaybı olduğunu bildirilmiştir. Aynı yıl Anderson ve Parrish deriye zarar vermeden kıl köküne duyarlı lazer teorisini geliştirdiler.Epilasyonda FDA onayı ile ilk kez Q anahtarlı Nd:YAG lazerler kullanılmıştır.Ancak bu metodla kıllar üç ay sonra tekrar çıkmaktaydı kalıcı bir etki sağlayamamıştı. 1966 da Anderson ve Parrish in teorisi Grossman ve arkadaşları tarafından normal mode bir ruby lazerle denendi. 1998 de Dierickx ve arkadaşları bu lazerle yapılan iki yıllık tedavi sonuçlarını yayınladılar. Epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyları 694 – 800nm arasında değişmektedir. Dalga boylarına gore lazerler Ruby, Alexandrite, Nd YAG gibi isimler alırlar. Alexandrite lazerlerde 755 nm. Dalga boyunda ışık kullanılır. Bugün lazer adı altında birçok farklı uygulama mevcuttur. Epilasyon amacı ile kullanılan lazerlerde cilt ve kıl rengi değerlendirilmektedir. Kısa dalga boyları melanin tarafından daha iyi emilir,bu nedenle koyu tenlilerde kıl köküne ulaşabilecek kadar derine inemezler. Siyah saç ve açık ciltli hastalarda bu lazer daha etkilidir Esmerlerde kızarıklık ve su kabarcıkları gibi yan etkilere neden olabilir.

    Ticari kaygılarla kılların %100 temizlendiği ve asla geri çıkmadığını söylemek kesinlikle doğru değildir. Bazı insanlarda lazer epilasyonun etkisi çok az olabilirken bir çoğunda tatmin edici çok iyi sonuçlar alınabilmektedir.

    Long Pulsed Alexandrite Lazer (755 nm):Alexandrite lazer de Ruby lazer gibi kısa dalga boylu dolayısıyla melanine duyarlılığı fazla olan bir lazer tipidir. İdeal cilt tipi acık ten koyu renk kıldır. Esmer tenlerde kullanımı kısıtlıdır, bu cilt profilinde yan etki riski ruby lazerden daha az olmakla birlikte yine de alexandrite lazerin koyu tenlilerde kullanımı önerilmemektedir.

    Nd: Yag Lazer (1320 nm) :İki formu vardır Long pulsed ve Q-switched ,Yara izleri, akne izleri, kırışıklarda ve damar lezyonlarında kullanılabilen. Daha koyu renkli ciltlerde epilasyon amacı ile de kullanılan bu lazer de deriye lazer enerjisini gönderirken en dış tabakayı koruyan özel soğutucu ünitesi mevcuttur, deride kollagen miktarını ve dolaşımı arttırarak derinin genç görünüm almasını sağlayan yüz gençleştirici tedaviler arasında yer almaktadır. Bu lazer sisteminin melanine hassasiyeti çok azdır,

    Q-switched Nd: YAG Lazer :Ağrısız hızlı ve yan etkisi olmayan koyu tenli kişilerde epilasyon ve cilt lekelerinin ve dövme mürekkebinin temizlenmesi amacı ile kullanılır.

    Diode Lazer :( 800 nm) Yeni bir teknoloji olması dolayısıyla henüz yeterli yayın yoktur. Diode lazer uygulamalarında, bu dalga boyunun melanine bağlanma kapasitesinin daha az olması nedeniyle derinin üst tabakalarını rahatlıkla geçip kıl köküne daha kolay ulaşarak sadece kıl gövdesini değil kıl kökünü de tahrip ettiği düşünülmekte. Bu lazerle tip 3 (buğday ten) ve daha koyu tenlilerde kalıcı epilasyon sağlama şansı daha yüksektir. Hipopigmentasyon( beyaz beneklenme) ve hiperpigmentasyon( koyu beneklenme),yanık, su toplama gibi yan etkiler daha az olarak görülebilmektedir

    Ruby Lazer : Q-Switched, Normal ve long pulsed formları vardır.Normal ve long pulsed olanları epilasyonda kullanılır.Ruby lazerde kullanılan lazer enerjisi kısa dalgaboylu olduğundan melanine yüksek bağlanma özelliği gösterir bu nedenle esmer ve koyu tenlilerde etkinliği zayıf, yan etkileri fazladır.Long Pulsed model etkinlik ve yan etkiler açısından daha güvenli bir model olduğundan kullanılması önerilen modeldir. Kıl folikülleri tamamen yok olmaz, ancak daha kısa zayıf ve acık renkli kıl üretirler

    Q-switched Ruby Lazer 694 nm Derideki pigment ve melanin dokusunda yoğunlaşan bir lazer olduğu için özellikle dövme çıkartmak için kullanılabilir.Bunun dışında solar lentigolar bununla tedavi edilebilir.

    Intense Pulsed Light (IPL) Gerçek bir lazer değildir. Birçok dalga boyu birden yayılır. Filtre kullanılarak istenen dalga boyuna ayarlanır (600-1100nm).Yanlızca pigmente ,damarsal lezyonlarda ve epilasyonda kullanılır. Bu sistem daha çok facial rejuvenation (yüz gençleştirme) sistemi olarak kullanılmaktadır. Derideki bazı lekelerin tedavisinde de kullanılmaktadır. Tedavi sonrası, lekeler 10-14 günde kaybolur. Lezyonlar diğer lazerlere oranla on kat daha hızlı tedavi edilir Epilasyon için tüm deri ve kıl tiplerinde kullanılabildiği söylenmekle birlikte de kullanımı fazla ayrıntılı ve zor olan bu lazer açık renk ciltler dışında deride sık olarak hassasiyet ve yanıklara neden olabilmektedir.

    Lazer peeling, resurfacing (CO2 Lazer – Erbium YAG Lazer – Fraxel™ lazer)

    Lazer peeling karbondioksit (CO2) lazerle hasarlı veya kırışık deri tabakası soyulur. Çoğunlukla ağız ve göz çevresinde kırışıklıkların azaltılması amacı ile uygulanır. Ancak yüzdeki iz ve lekelerin tedavisinde de başarılıdır. Lazerle peeling tüm yüze veya yalnızca belli bölgeye uygulanabilir. Bu yöntemin cerrahi metotlara göre daha az kanama, kızarıklık ve işlem sonrası rahatsızlığa neden olduğu bildirilmektedir. Fakat lazer peeling herkese uygun değildir. Bazen, dermabrazyon veya kimyasal soyma gibi diğer resurfacing tedavilerini kullanmak daha iyi olabilir. Temelde tüm soyma tedavilerinin prensibi aynıdır. Önce derinin dış tabakası soyulur. İyileşirken yeni hücreler oluşur ve daha pürüzsüz, sıkı ve genç bir deri yüzeyine kavuşulur. Çalışmalar sonucunda lazerle tedavi edilen deride oluşan değişikliklerin klasik dermabrazyon ve peeling ile aynı olduğu gösterilmiştir. Yüzeysel veya orta derinlikte peeling için lazer epidermise ve papiller dermise sınırlandırılmalıdır. Daha derin resurfacing için retiküler dermisin üst tabakaları da uzaklaştırılabilir. Değişik derinlikler, doğru noktaların ve kırışıklıkların tedavisini sağlayacaktır.

    Koyu tenli hastalarda pigmentasyon değişiklikleri riski daha fazladır. Son bir bir buçuk yıl içinde Roaccutane® almış veya anormal yara izi (keloid benzeri) gösterebilen ya da tedavi bölgesinde deri enfeksiyonu olanlar bu tedavi için uygun değildir. Güneşten korunmak ve hafif kimyasal peeling veya özel yüz kremleri gibi idame tedavisi elde ettiğiniz sonuçları korumamızı sağlar.

    Daha derin izler ve kırışıklarda CO2 Lazer ile sonuç alınırken , orta dereceli izler ve kırışıklarda Erbium YAG Lazer kullanılabilir . Fraxel™ lazer ise daha yeni bir yöntemdir lazer ışınları parçalı olarak kullanılarak ciltte minik yaralar oluşturulmakta ve bunların kollajen ile iyileşmesi sağlanmaktadır. İşlem sonunda kişinin cildinin normale dönmesi için özel bir zamana gerek kalmamaktadır.

    Yanıklar veya deride belirgin lekelenmeler, lazer peeling ile ilişkili risklerdir. Lazer peeling aynı zamanda uçuk enfeksiyonlarını ve nadiren diğer tip enfeksiyonları alevlendirebilir.

    CB Erbium/2.94 Lazer Deri düzleştirilmesi ve kırışıklık tedavisinde yan etkisi CO2 lazerlerden daha azdır ve kullanım kolaylığı ile öne çıkar. Ağrısı çok daha azdır iyileşme çok daha çabuktur. XTRAC Excimer Lazer Son dönemlerde psoriasis (sedef hast) tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Belli bölgelere yüksek yoğunlukta UVB tedavisi uygulanmasını sağlayarak, normal deriyi koruyan hızlı ve etkili bir tedavi sunan bir lazerdir. FDA tarafından beyaz vitiligo plaklarının tedavisinde de önerilmiştir. Flashlamp Pulsed-Dye Lazer’s :Soğutucu ünitesi ile lokal anestezik gerektirmez ve yanık morarma lekelenme gibi yan etkileri önler.Özellikle kan damarları tarafından emilen bir lazer çeşidi olduğu için deri altındaki damar lezyonlarına bağlı oluşan lekelerin tedavisinde kullanılır. V-Beam Lazer : Deri üzerinde lekeler oluşturan damar lezyonlarının tedavisinde kullanılan yeni sistem bir lazerdir


    Epilasyon Uygulamaları ve Yöntemleri

    Ekim 17th, 2007

    Lazer epilasyonda her hastaya göre seçilecek lazer sistemi ve uygulanacak parametreler (enerji, dalga boyu vb.) degisir. Hastanin deri rengi, kil yogunlugu, kil rengi ve kalinligi, uygulama yapilacak bölge gibi birçok faktör göz önünde tutulur. Lazer epilasyon bir bilgi ve deneyim isidir, sonuçlarin basarisinda da tamamen bu etkilidir.

    Lazer epilasyon tekniginin üstünlükleri, uygulama süresinin çok daha kisa olmasi, agrisiz olmasi ve toplam uygulama maliyetinin daha düsük olmasidir. Elektroliz tekniginde her kil kökü için ayri islem yapilirken, lazer uygulamasinda ayni anda birçok kil kökü tahrip edilir.

    Lazer epilasyon nedir ve nasil çalismaktadir?
    Lazer epilasyon, vücutta istenmeyen tüylerin, lazer isigi kullanilarak yok edilmesidir. Milisaniyeler seviyesinde cilde uygulanan lazer isigi, cilt dokusuna zarar vermeden geçerek kil kökündeki pigmentlere nüfuz eder. Kil kökü tarafindan emilen bu enerji, isiya dönüserek kil kökünü tekrar büyüyemeyecek sekilde tahrip eder.

    Kaç seans uygulama gerekmektedir?
    Lazer isigi anajen (aktif) asamadaki kil köklerini etkilemektedir. Bütün kökler ayni anda aktif olmazlar. Dolayisiyla telojen (pasif) kökler, aktif hale geldiklerinde bunlara da uygulama gerekecektir. Kalici bir çözüm, ancak birkaç seanstan sonra elde edilmektedir. Killarin kalinligi ve yogunlugu her vücutta farkli oldugu için kesin bir seans sayisi vermek mümkün degildir, kisiden kisiye ve bölgeden bölgeye degismektedir. Ortalama olarak çogu kimselerde 5-8 seans, kalici çözüm için yeterli olmaktadir.

    Bir seans ne kadar sürmektedir?
    Uygulama bölgesine göre süreler degismektedir. Ortalama olarak biyik ve çene bölgesi 4-5 dakikada tamamlanirken, tüm bacaklar 45 dakika ile 1 saat arasi sürmektedir. Seans aralari 6-8 haftadir.

    Hangi bölgelere lazer epilasyon uygulamasi yapilabilmektedir?
    Hemen hemen vücudun bütün bölgelerine lazer epilasyon uygulamasi yapilabilmektedir.

    Büyük bölgelere tek seansda uygulanabiliyor mu?
    Evet. Elektrolizden farkli olarak her atisda birçok kil kökü tahrip edilmektedir ve bu sayede de uygulama süresi çok kisalmaktadir. Ilaveten, cihazlarimizda bulunan scanner (tarayici) aparati sayesinde büyük bölgelere çok kisa sürede uygulama yapilabilmektedir.

    Her cilt rengine uygulanabilmekte midir?
    Lazer epilasyon uygulamasi için en ideal aday açik cilt rengi üzerinde tüyleri koyu renk olanlardir. Ancak Koz-Med Lazer Merkezlerin’in Istanbul, Mersin ve Adana’da bulunan kliniklerinde kullanilan son teknoloji ürünü Alexandrite tipi cihazlar ile çok koyu cilt rengine sahip olanlar da dahil olmak üzere her cilt rengine uygulama yapilmakta ve basarili sonuçlar alinmaktadir.

    Hassas ciltlere bir zarari var midir?
    Hayir. Lazer isigi, cilde bir zarar vermeden geçerek sadece kil kökünü tahrip etmektedir.

    Lazer epilasyon güvenli midir?
    Evet. Lazerin ürettigi enerji bir dalgaboyu isiktir. Cilde zarar vermeden geçerek kil köküne ulasan bu isik, vücutta herhangi bir artik birakmaz. Örnegin röntgen isinlari vücutta artik birakmaktadir ve belirli bir zaman içerisinde çok alinirsa risk dogurabilmektedir. Ancak lazer isiginin vücutta biraktigi herhangi bir artik yoktur ve dolayisiyla güvenlidir, ayrica herhangi bir kanserojen etkisi yoktur.

    Lazer epilasyon uygulamasinin güvenilirligi ve tesiri, Amerikan gida ve ilaç dairesi FDA (Food and Drug Association) tarafindan 1997 yilinda onaylanmistir.

    Gebelikde uygulama yapilabilir mi?
    Hayir. Gebelik süresince hormon dengesi degismektedir ve bu sebeple provoke olan kil köklerinin etkilenmesi zorlasmaktadir.

    Ayrica bu konuda da henüz klinik çalismalar mevcut degildir.

    Yan etkileri var midir?
    Lazer epilasyon uygulamasi genel olarak oldukça güvenlidir. Uygulama esnasinda kil köklerinin, enerjiden etkilendigini gösteren hafif kabartilar ve kizarikliklar olusabilir. Uygulama sonrasinda cilt üzerinde, birkaç saat içerisinde geçmek üzere hafif bir günes yanigina benzeyen bir yanma hissi olusabilir. Ancak bu durum çok kisa bir süre içerisinde kaybolacaktir.

    Lazer epilasyon sonrasi kalici iz ve lekelenme riski deneyimli ve uzman kisiler tarafindan yapildiginda çok azdir. Lazer epilasyon uygulamasinin kalici bir yan etkisi yoktur. Uygulama esnasinda kil köklerinin, enerjiden etkilendigini gösteren hafif kabartilar ve kizarikliklar olusabilir. Ancak uygulama bölgesinde olusabilecek bu durum çok kisa bir süre içerisinde kaybolacaktir.

    Agrili midir?
    Lazer epilasyon genel olarak çok acili bir islem degildir. Uygulama esnasinda hafif bir yanma hissedilebilir. Ancak agri esigi düsük kisilerde ve hassas bölgelerde gerekirse topikal anestezikler kullanilabilir.

    Uygulama sonrasi killarin durumu nasil seyretmektedir?
    Uygulama sonrasi killar, 3-10 gün içerisinde çikacaktir. Ancak bu killarin çogunun kökleri tahrip olmustur ve bir daha çikmayacaklardir. Bunlar kendiliginden düsebilecegi gibi, el yardimiyla da çekilebilirler.

    Uygulama öncesinde nelere dikkat edilmelidir?
    Uygulama bölgesinde, 4 hafta önceden baslamak kaydiyla cimbiz, agda ve kil dökücü krem gibi köke etki eden metotlar kullanilmamalidir. Ayrica ayni sekilde günes isigindan ve bronzlasmadan da kaçinilmalidir.

    Uygulama sonrasinda nelere dikkat edilmelidir?
    Uygulama sonrasinda da cimbiz, agda ve kil dökücü krem gibi köke etki eden metotlar kullanilmamali ve bronzlasmadan kaçinilmalidir. Eger günese çikilacaksa mutlaka koruyucu krem kullanilmalidir.

    Sonuçlar kalici midir?
    Evet. Kökleri tahrip edilen killar bir daha çikmamaktadir. FDA tarafindan da onaylanan bu durum, uzun süreli klinik çalismalarla kanitlanmistir.


    Saç Ekimi

    Ekim 17th, 2007

    RKEKTE SAÇ DÖKÜLMESİNİN NEDENLERİ
    Saç dökülmesi erkeklerde ağırlıklı olarak aandrogenetik (ailesel geçiş gösteren ve androjenik hormonlardan etkilenen) özellik göstermektedir.

    Kişideki dökülmenin androgenetik mi yoksa başka nedenlerdenmi kaynaklandığını yapılan fizik muayene ve bazı testlerle anlıyoruz. Dökülmenin boyutu, yaşı ve nedenine göre bazen ilaç tedavisi, bazen saç mezoterapisi, bazende saç ekimi uyguluyoruz.

    KADINDA SAÇ DÖKÜLMESİNİN NEDENLERİ
    Kadında saç dökülmesinin oldukça fazla sebebi var. Hormonal bozukluklar, hamilelik, stres, mevsimsel, uygunsuz beslenme vs. Genetik nedenler oldukça seyrek. Bu nedenle kadınlarda saç dökülmesinin tedavisi oldukça kolay. Eğer sebep hormonal veya genetik değilse tedavide saç mezoterapisi en uygun yöntemdir.

    SAÇ EKİMİ NEDİR?
    Saç ekimi saçı seyrelmiş veya dökülmüş kişilerin eski görünümlerine dönmeleri için uyguladığımız bir kamuflaj işlemidir. Saç ekimi yapan kişinin bu konuda özel bir eğitim almış doktor olması gerekmektedir. Saç ekimi ameliyathane koşullarında yapılması gereken basit bir müdahaledir. İşlem ortalama 4 ile 6 saat sürer. Lokal (bölgesel) anestezi yapılır. Kişi uyanıktır ve hiçbir şekilde ağrı veya sızı hissetmez.

    KLASİK SAÇ EKİMİ
    Ense bölgenizde bulunan ve hiçbir şekilde dökülmemeye şifrelenmiş olan saçlarınız lokal anestezi ile uyuşturularak alınır. Bunlar ekibimiz tarafından tek köklü mikrogreftlere (kıl köklerine) ayrılır. Bu tekli veya ikili kıl kökleri alın veya tepe bölgesindeki açık alana tek tek ekilir. 3 hafta içinde ekilen bu saçlar dökülür ve 3 ay sonra hiç dökülmeyecek olan kendi orijinal saçlarınız çıkar.

    Ekilen bu saçlar uzar boyanabilir ve her türlü kuaför işlemi uygulanabilinir. İşlem 4 veya 6 saat sürer. Operasyondan sonra kişi günlük hayatına hemen devam edebilir. Ekilen saçlar özel bakım gerektirmez.

    FUE (AMELİYATSIZ SAÇ EKİMİ)
    Fue dünyada son iki yıldır uygulanmaya başlamış oldukça konforlu ve modern bir tekniktir. Bu teknikte saçlar vucudunuzun kıl içeren her hangi bir bölümünden lokal anestezi ile uyuşturularak tek tek alınır ve tektek ihtiyaç duyulan bölgeye ekilir. Hiçbir şekilde alınan bölgede bir yara izi söz konusu değildir.

    Fakat işlem klasik saç ekimine göre daha uzun ve daha maliyetlidir. Özellikle verici alanda yeteri kadar saç teli bulunmayan hastalarda ve çok kısa saç kullanmak isteyen kişilerde tercih edilir.

    Fue’ de de her türlü kuaför hizmetinden faydalana bilirsiniz. Özel bir bakım gerektirmez. Kişi günlük hayatına hemen geri döner

    BİOFIBRE (SUNİ SAÇ EKİMİ)
    Biofibre Amerika’da üretilen değişik renk ve görünümlerdeki suni saç telleridir. Saç tellerinin boyu 17 cm. dir. Bu saçlar istenilen bölgeye lokal anestezi ile uyuşturulduk tan sonra tek tek ekilir. Ekim işlemi bittiğinde kişi yeni saçlarını tarayıp günlük aktivitelerine geri döner. Bu saçların ömrü 5 ile 11 yıl arasında değişir. Alerjik reaksiyon riskine karşı önce test yapılması gerekir.

    Biofibre’la ekilen saçları bir kere istediğiniz modelde kestirirsiniz ve o şekilde kalır. Uzamaz, boyatamazsınız, kuaför işlemi uygulatamazsınız.