RSS .92| RSS 2.0| ATOM 0.3
  • Epilasyon
  • Hakkında
  •  

    Sağlık

    Ekim 17th, 2007

    Kadınlar, meme kanseri, kalp ve damar hastalığı, kist ve adet düzensizliği gibi hastalıkların kıskacında…
    Kadınlarda en önemli ölüm nedenlerinden birinin kalp damar hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, bu hastalıklardan ölüm oranının meme kanserinden daha yüksek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Semih Aydıntuğ, dünyada her 8-9 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü ifade ederken, Prof. Dr. Hakan Yaralı da dpolikistik over sendromu, kadınlarda erken yaşlarda görülmeye başlayan ve birçok rahatsızlığa yol açan ciddi bir sorun uyarısında bulundu.

    Türk Kardiyoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, kadınlarda en önemli ölüm nedenlerinden birinin kalp damar hastalığı olduğunu, bu hastalıklardan ölüm oranının meme kanserinden daha yüksek olduğunu söyledi.

    Kalp damar hastalıklarının kadınlarda en çok 50 yaş üzerinde veya menopoz sonrasında görüldüğünü ifade eden Tokgözoğlu, Şeker hastalığı veya kan yağlarında kalıtsal yükseklik varsa çok daha erken yaşlarda başlayabilir dedi.

    Tokgözoğlu, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık,hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenmenin özellikle 40 yaş üstü kadınlarda kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer aldığına dikkati çekti. Tokgözoğlu, et, süt, tahıl, sebze ve meyveden dengeli ve yeterli miktarda tüketilmesi, alkol ve sigaradan uzak durulması gerektiğini bildirdi.

    Prof. Dr. Tokgözoğlu, kadınlarda sigara tüketiminin de giderek arttığına işaret ederek, kalp damar hastalıklarının gelecek yıllarda daha fazla görülmesini beklediklerini kaydetti.

    Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölümlerin, tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer aldığı vurgulanarak, bu ölümlerin önemli bölümünün 41-58 yaş grubundaki kadınlarda görüldüğü ifade edildi.


    Meme Estetiği

    Ekim 17th, 2007

    Meme büyütme operasyonu meme dokusu altına yerleştirilen meme protezleri ile meme hacminin artırılmasıdır. Bu girişim yapısal olarak küçük memeler için ya da doğumdan sonra küçülmüş ve içi boşalmış memeler için uygulanabilir. Küçüklüğü yanında eğer memelerde sarkma mevcut ise bu işlem mastopeksi (meme dikleştirme) ile kombine edilebilir. Memedeki sarkma sonucu eğer meme ucu meme altındaki kıvrımın altına inmiş ise sadece meme protezi konulması bu sarkmayı önleyemeyeceğinden birlikte meme dikleştirici girişimlerin de yapılması gerekir.

    Meme büyütme operasyonlarında silikon meme protezleri kullanılmaktadır. Bunların içi jöle kıvamında silikon olanları ve içi tuzlu su ile doldurulabilen tipleri mevcuttur. Her iki tip protezin de dış kabukları aynı silikon materyalden oluşmaktadır. Ayrıca protezlerin round (yuvarlak) ve naturel (gözyaşı damlası şeklinde) tipleri de mevcuttur. Son yıllarda jel protezlerin jel tipleri üretilmiş ve kullanılmaktadır.Bu protezlerde dış kabuk yırtılsa bile jel silikon dağılmamakta ve şeklini muhafaza etmektedir.

    Meme büyütme operasyonlarında meme protezleri 3 farklı giriş yerinden yerleştirilebilir. Meme altı kıvrımlarından yapılan 4-5 cm’lik kesi ile, meme ucundan yapılan kesi ile ya da koltuk altından yapılan kesi ile protez yerleştirilebilir. Yapılacak kesinin yeri cerrahın tercihine, hastanın isteklerine ve kullanılacak protezin tipine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Silikon meme protezleri yapılan kesi yoluyla meme dokusunun altına ya da meme altında bulunan göğüs duvarı kasının (pektoralis majör) altında hazırlanan bir boşluğa yerleştirilebilir.

    Kas altına yerleştirme ameliyat sonrası dönemde bir miktar ağrılı olmakla birlikte ameliyat sonrası oluşabilecek problemlerin daha az olması ve daha naturel sonuçlar elde edilmesi bakımından daha avantajlı olduğundan biz hastalarımızın çoğunda bu yöntemi tercih etmekteyiz.Kişiden kişiye değişebilmekle birlikte sarkması olmayan küçük memeli kişilerde protez olarak tercihimiz ise genellikle içi jel silikon doku gözyaşı damlası şekline (naturel tip) protezler olmaktadır. İçi jel doku protezlerde uzun dönemde memenin yumuşaklığının su dolu protezlere göre naturel olduğu görüşündeyiz.

    Meme protezinin büyüklüğüne, dolayısıyla oluşacak memenin büyüklüğüne karar verirken hastanın istekleri de göz önüne alınmakla birlikte göğüs duvarının yapısı ve genişliği en önemli belirleyici faktörlerdir. Bunun için göğüs duvarında memelerin olması gereken bölgenin çapı ölçülerek, bu çapa uygun protezler seçilmelidir. Bu çaptan daha büyük çaplı protezler üstte ve yanlarda taşmalara neden olacak ve tabii bir sonuç elde edilemeyecektir. Unutulmamalıdır ki en güzel sonuçlar ameliyat olduğu belli olmayan tabii sonuçlardır.

    Göğüs büyütme ameliyatları ortalama 1.5-2 saat sürer. Ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve birkaç saat sonra ya da ertesi gün hasta taburcu edilebilmektedir. Ameliyat sonrası kol hareketleri ile ortaya çıkan ağrı için ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalar genellikle birkaç gün içinde işlerine dönebilmekle birlikte 3 hafta süreyle ağır şeyler kaldırmaması ve kollarını yukarıya kaldırmaması önerilmektedir. Yüzme , tenis gibi sporlara ise altıncı haftadan itibaren başlanabilir. Ameliyat sonrası memelerde oluşan sertlikler birkaç hafta içerisinde kaybolur ve memeler tabii yumuşak kıvamına ulaşır.

    Meme protez ameliyatlarının en önemli komplikasyonu kapsül kontaktürü denilen durumdur. Kapsül kontaktürü protez etrafında vücudun oluşturduğu destek dokusunun memenin şeklini bozması aşırı sert bir kıvamda ele gelmesidir. Bu ihtimal bazı faktörlere dikkat edilerek en aza indirilebilir. Uygun büyüklükte protez konulması, protezin kas altına yerleştirilmesi, ameliyatta temiz ve kansız çalışma kapsül kontaktürü ihtimalini azaltacaktır. Bütün bunlara rağmen çok küçük bir yüzdede (%1-2) ciddi düzeyde kapsül kontaktürü gelişebilir. Bu durumda ikinci bir ameliyatla oluşan sert kapsül çıkartılıp aynı protezler tekrar yerleştirilir. Günümüz teknolojisinde meme protezlerinin patlaması ya da yırtılması hemen hemen hiç rastlanmayan durumdur. Bu durum olsa bile dağılmayan jel protezler (cohesive jel) kullanıldığından hasta için herhangi bir problem oluşmamaktadır.Meme prozetleri çok uzun yıllar kullanılabilir. Herhangi bir problem oluşmadıkça değiştirilmeleri gerekmemektedir.

    MEME KÜÇÜLTME

    Meme küçültme ameliyatları kişide normalden büyük ve sarkmış olan memeleri normal boyutlara ve dikliğine kavuşturmak için yapılan ameliyatlardır. Bu işlem esnasında meme başı etrafındaki koyu renkli kısım (areola) da genellikle küçültülür.

    Normalden büyük olan memeler kişiye fiziksel ve psikolojik olarak rahatsızlık veren bir durumdur. Dolayısı ile meme küçültme ameliyatları estetik bir ameliyat olmasının yanısıra hastaya fiziksel bir rahatlama sağlayacağından aynı zamanda fonksiyonel bir ameliyattır. Çünkü memelerin ağırlığı ile omuzlarda çöküklük, sırt ağrıları ve meme altı bölgesinde terlemeye bağlı kaşıntı ve pişikler oluşmaktadır. Çok iri ve sarkık memeler fiziksel aktiviteleri de kısıtlamaktadır. Meme küçültme ameliyatları sonucunda memelerde birtakım izler kalmakla birlikte, hasta, normal büyüklükte memelere kavuştuğunda bu rahatsızlıklardan kurtulmakta ve fiziksel olarak çok rahatlamaktadır. Bazı genç kızlarda memeler aşırı büyük olabilir (virginal hipertrofi) Bu kişilere erken yaşlarda bile (16-17 yaş) meme küçültme ameliyatları yapılabilir.

    Meme küçültme ameliyatları için uygulanan birçok cerrahi teknik mevcuttur. Uygulanacak cerrahi teknik memelerin büyüklüğüne, şekline ve cerrahın tercihine göre değişir. Ameliyatta meme başının kan dolaşımı korunacak şekilde, uygulanan cerrahi tekniğe göre memenin yanlarından ve alt bölgesinden veya yanlarından ve üst bölgelerinden meme dokusu çıkartılarak meme hacmi küçültülür. Meme başları normalde olması gereken meme altı kıvrım hizasına kadar yukarıya alınır. Ameliyat bitiminde meme başı etrafında, meme başından aşağıya dikine uzanan ve meme altı kıvrımında dikişler (Ters T şeklinde) mevcuttur.

    Son yıllarda meme altı kıvrımı boyunca kesi yapılmayan vertikal mamoplasti adı verilen cerrahi teknik çok popüler olmuştur. Bu teknikte ters T şeklinde iz yerine meme başından aşağıya sadece dikine bir iz oluşur. Ancak bu teknik çok iri memelerde uygulanamamaktadır. Aşırı büyük olmayan ve deri elastikiyeti iyi olan memelerde biz bu tekniği tercih etmekteyiz.

    Meme küçültme ameliyatı esnasında yapılan kesiler sonucunda dikiş hatlarında kaçınılmaz olarak izler oluşacaktır. Bu izler ilk aylarda daha belirgin ve kırmızımsı renkte olmakla birlikte aylar içinde yumuşayacak renkleri beyazlaşacak ve daha az görünür hale gelecektir.

    Meme küçültme ameliyatları genel anestezi altında yapılır ve ameliyat ortalama 3 saat sürer. Hasta ameliyattan sonra aynı gün yada ameliyatın ertesi günü taburcu edilir. Dikişler arasından içeride birikebilecek kan ve vücut sıvılarını toplamak için yerleştirilen drenler 24 ile 48 saatte çekilir. Hasta 2-3 gün aralıklarla kontrole gelir. Dikişler 10-12. günler arasında alınır. Özellikle dikiş hatların birleştiği köşelerde küçük deri kayıpları, dikiş açılmaları ve akıntılar bu ameliyatlardan sonra sık görülmekle birlikte önemli bir problem oluşturmazlar ve pansumanlarla genellikle 2-3 hafta içinde iyileşirler.

    Meme küçültme ameliyatlarından sonra ciddi denecek ağrılar oluşmaz ve ilk bir iki gün boyunca oluşabilecek ağrılar, ağrı kesicilerle kontrol edilebilir. Hastalar dikiş bölgelerinde pansuman malzemeleri olmakla birlikte sporcu sütyeni şeklinde elastik bir sütyen giyerek birkaç gün sonra günlük aktivitelerine ve işlerine dönebilir.

    Meme küçültme ameliyatları sonucunda meme başında kısmi duygu kusurları oluşabilir. Ayrıca meme bezlerinin bir kısmı çıkartıldığından ve süt kanallarının bir kısmı kesildiğinden süt verme fonksiyonunda kısmi veya total kayıplar oluşabilir. Bu kayıplar memenin büyüklüğü, sarkıklığı ve uygulanacak cerrahi teknikle de ilişkilidir. Çok nadiren meme başlarına kan dolaşımı bozukluğuna bağlı meme başlarında kısmi yada total deri kayıpları oluşabilir. Meme küçültme ameliyatları bu dezavantajlarına rağmen uygun seçilmiş hastalar için çok yararlı ameliyatlardır. Hastayı bir yükten kurtararak fiziksel rahatlatmasının yanısıra psikolojik olarak da çok olumlu yönde etkilemektedir.


    Burun Estetiği

    Ekim 17th, 2007

    Rinoplasti, yani estetik burun cerrahisi burnun yeniden şekillendirilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyatla burnun mevcut yapısı ve yüz ile orantısına bakılarak, burnun boyutlarının küçültülmesi ya da büyültülmesi, ucunun inceltilmesi, yüksekliğinin artırılması veya azaltılması, burun-dudak açısı, burun-alın açısının değiştirilmesi gibi mevcut probleme yönelik işlemler yapılır.

    Rinoplasti, burun şeklinin düzeltildiği bir girişim olmakla birlikte, burun içindeki kıkırdak ve kemik eğriliklerine (deviasyon) ya da burun etleri olarak bilinen konka hipertrofillerine bağlı nefes alma problemleri de aynı ameliyatta düzeltilebilmektedir. Deviasyon bulunan hastalarda burun dış görünümünde de eğrilik ve şekil bozukluğu var ise nefes alma fonksiyonunun ve şekil bozukluğunun aynı operasyonda düzeltilmesi çok önemlidir. Çünkü ameliyatların farklı seanslarda yapılması başarı şansını düşürmektedir.

    Burun estetiği estetik cerrahinin teknik olarak en özellikli ameliyatıdır.

    Bunun iki nedeni vardır. Binircisi burun yüzün tam ortasında en çok dikkat çeken organ olması nedeniyle küçük hatalar ve asimetriler bile göze çarpmaktadır. İkincisi ise burun nefes alma fonksiyonunu yapan bir organ olup burun kemiği, kıkırdakları ve burun için deri örtüsünün nefes alma fonksiyonunda önemli görevleri olmasıdır. Buruna yeni bir şekil verirken bu oluşumların fonksiyonlarını bozmamak ve nefes alma fonksiyonunda bozukluk var ise bunu da düzeltmek gerekir. Bu nedenle burun estetiğinin diğer estetik cerrahi girişimlerinden biraz farklı olarak cerrahın bilgi, beceri ve deneyimine en çok bağlı bir operasyon olduğu söylenebilir.

    Rinoplasti ameliyatından önce hasta, doktor görüşmesi son derece önemlidir. Hastanın beklentilerinin doktor tarafından bilinmesi, bu beklentilerin gerçekçi olup olmadığının anlaşılması ve beklentilerin ne kadarının karşılanacağının hastaya anlatılması gerekmektedir.

    Dünyadaki tüm insanların burunları kemik, kıkırdak ve deri yapısı bakımından farklı özelliklere sahiptir. Dolayısıyla ameliyat sonrası oluşacak sonuçta her hastada farklı olacaktır. Burunun deri kıkırdak ve kemik özellikleri oluşacak sonuçta büyük rol oynar. İnce derili, kıkırdak ve kemik şekillendirilmesi gerektiren burunlarda çok iyi sonuçlar elde edilebileceği gibi kalın ve yağlı burun ucu derisi olan zayıf kıkırdaklı burunlarda aynı derecede güzel sonuçlar elde edilemeyebilir.

    Burun estetiğinde amaç yüzdeki diğer oluşumlarla uygun orantı ve büyüklüğe sahip iyi nefes alma fonksiyonu olan olan bir burun oluşturmaktır. Her burun estetik ameliyatı burunu küçültmek demek değildir. Eğer burunun uzunluğu ve yüksekliği yüzün diğer oluşumlarıyla oransal olarak küçük ise bu oranı düzeltmek için kıkırdak ve kemik ilaveleri ile burnu büyütücü ve uzatıcı işlemler yapılabilir. Bize göre en güzel sonuçlar estetik ameliyat olduğu başkaları tarafından anlaşılmayan herhangi bir asimetrisi olmayan, yüz ile orantısı uyumlu ve naturel burunlardır.

    Rinoplasti burun gelişimi tamamladıktan sonra yapılabilir. Bu sınır kabaca genç kızlarda 16-17 yaş, erkeklerde ise 17-18 yaş olarak verilebilir.

    Rinoplasti hastası: Büyük ve kemerli bir burun

    Çizgili yerlerden burun delikleri içerisinden girilir.Kemer törpü ile alınır ve burun kemikleri tabanından inceltilir.Burun ucu kıkırdakları taralı yerler alınarak küçültülür. Burun ile üst dudak arasında olması gereken açı oluşturulur.Operasyon sonrası uygulanan thermoplastik kalıp, burunda 7 gün kalır.Operasyon sonrası ideal burun

    Rinoplasti genel anestezi ya da lokal anestezi ile yapılabilmekle birlikte, genel anesteziyi tercih etmekteyiz. Ameliyat burun delikleri içinde yapılan kesilerden yapıldığından ameliyat sonunda görünür bir yara izi kalmaz. Geniş burun kanatlarının daraltılması yapılan durumlarda ise burun kanadı kıvrımlarında kalacak şekilde 5-6 mm uzunluğunda kesiler olacaktır. Ancak bu izler tam kıvrım yerinde olduğundan dikkat çekmemektedir.

    Rinoplasti ameliyatı ortalama iki saat sürmektedir. Operasyon sonrası burun üzerine termoplastik (sıcak suda eritilip, soğuyunca donan) bir kalıp uygulanmakta (Şekil-6) ve 6-7 gün boyunca tutulmaktadır.Biz rinoplasti ameliyatı sonrası burun içine tampon koymamaktayız. Böylece ameliyattan hemen sonra hasta burnundan nefes alabilmekte ve daha rahat bir ameliyat sonrası dönem geçirmektedir. Ayrıca ameliyat esnasında burun derisi altına yapılan uzun etkili lokal anestezik sayesinde hastalar ameliyat sonrası hiç ağrı duymamaktadırlar. Ancak özellikle gözaltlarında bir miktar şişme ve morluklar oluşmakta, ameliyatın ertesi günü en fazla olan şişlik ve morarmalar genellikle bir hafta içinde tamamen kaybolmaktadır. Burun estetiği sanılanın aksine ameliyat sonrası dönemi hasta için çok rahat geçen ağrısız bir ameliyattır.

    7. gün sonunda burun üzerindeki plastik kalıp çıkarılır, bunun üzerine 3 ila 4 gün kağıt flaster yapıştırılır. 10 ila 11. gün hastaların pek çoğu, ameliyat oldukları anlaşılmayacak şekilde şişlikleri kaybolmuş olarak günlük aktivitelerine dönebilmektedir. Ancak büyük kemerli ve kalın kemikli burunlarda burun üzerindeki şişliklerin inmesi 3-4 haftayı bulabilmektedir. Hastalar fark etmemekle birlikte burun derisindeki ödem (şişlik ve sertlik) aylar içerisinde giderek azalır ve burun daha ince ve güzel görünüm alır.


    Lazer Epilasyonun Avantajları

    Ekim 17th, 2007

    Lazer epilasyon uygulamasının güvenilirliği ve tesiri, Amerikan gıda ve ilaç dairesi FDA (Food and Drug Association) tarafından 1997 yılında onaylanmıştır.

    Lazer, kabaca tek dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık demektir. Belirli dalga boylarındaki lazer ışınları koyu renkli maddeler tarafından tutulmak suretiyle enerjilerini bu maddelere aktararak ısı enerjisine dönüşürler.Bu özellikten yararlanarak lazer ışığı tıpta 40 yıldır çeşitli alanlarda kullanılmaktadır. Lazer epilasyonda prensip, kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin lazer ışığı tarafından tutularak ısıya dönüşmesini sağlamak daha sonra da ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile kıl folikülünü tahrip etmektir. (Bu sırada ortaya çıkan ısı kıl kökü hücresini tahrip eder. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantredir. Bu da cildin zarar görmesini önler. )

    Lazer Epilasyonun Avantajları

    - Hastaların çoğunda kalıcı veya uzun dönemli epilasyon sağlar
    - Tekniğine uygun yapılırsa güvenilir bir yöntemdir
    - Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı sağlar
    - Göreceli olarak daha az ağrılı bir yöntemdir,hastaların çoğu tedaviye rahatlıkla uyum sağlar
    - Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir
    - Hızlı bir yöntemdir 4-5 saatte vucuttaki tüm tüyler temizlenebilir
    - Cilt üzerine toksik yada allerjik bir yan etkisi yoktur,cildi tahriş etmez, kalıcı yara izi bırakmaz,kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur .
    - Batık kılların ve kıl dönmelerinin en öenemli tedavi yöntemidir.
    - Cilt enfeksiyonu ve bulaşıcı hastalık riski yoktur.

    Lazer Epilasyonun Dezavantaj ve Yan Etkileri

    - Klinik yanıt her hastada aynı şekilde olmadığından görüşme yapılarak kıl yapısı değerlendirilmeden kesin bir başarı oranı verilememektedir
    - Nüks oranları tam olarak bilinmemektedir, her hastada farklı nüks oranı söz konusudur.Tedaviye en iyi yanıt acık renkli ten,koyu renkli kıl profiline sahip kişilerde gerçekleşmekle birlikte nüks oranı hakkında önceden tahmin yapmak imkansızdır.
    - Beyaz-gri,kızıl ve sarı renk kıllara genellikle etkinlik göstermez
    - Bronzlaşmıs ciltlere lazer epilasyon yapılamaz, rengin açılmasını beklemek gereklidir.
    - Tekniğine uygun ve işin uzmanı olmayan kişilerce yapılan lazer epilasyon tedavileri sırasında yanık, yara, deride renk değişiklikleri görülebilir. Bunların çoğu geçici yan etkiler olmakla birlikte kalıcı ve tıbbı tedavi gerektirecek kadar ciddi de olabilir.
    - Gözlere zararlıdır, özel koruyucu gözlük takılması zorunludur.
    - Elde tersine yeterli kanıt olmamasına karşın gebelerde kullanılması önerilmez,
    - Herpesli (uçuk hastalığı) bölgelerde, sedef hastalığı olanlarda, prekanseroz cilt lezyonu olanlarda, cilt enfeksiyonlarında lazer epilasyon yapılamaz.
    - Lazer epilasyonun seans başına birim maliyeti yüksektir, toplam tedavi maliyeti düşünüldüğünde ise elektroliz epilasyondan daha pahalı değildir.