RSS .92| RSS 2.0| ATOM 0.3
  • Epilasyon
  • Hakkında
  •  

    SOLARYUM Hakkında Merak Ettikleriniz

    Temmuz 17th, 2008

    Güneş ışığı stratosfer ile atmosferden geçerek dünyaya ulaşır. Ozon tabakası en zararlı UV ışınlarını filtre eder. UV-C ve bazı UV-B filtre edilirken UV-A ışınları aynı kalır. Güneş ışığının etkisi mevsimlerine göre günden güne değişir.

    Solaryum cihazları insanlar tarafından yapıldığı için ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde kombine , filtre edilmiştir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Solaryum cihazları güneşin aşırı ve zararlı ışınlarına maruz kalmaksızın güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak isteyenler için kuvvetli bir alternatiftir.

    İNSANLARIN TEN RENGİNİ BELİRLEYEN NEDİR?

    Herkes doğduğu zaman genetik olarak ten rengine sahip olur. Afro – Carabian ‘da doğan bebekler doğduklarında beyaz tenlidirler ta ki güneş ışını çıkana kadar tenleri beyaz kalır. Sonra zencileşirler.

    SOLARYUMLA GÜNEŞ BROZLUĞU ARASINDA FARK VAR MIDIR?

    Solaryum, kumsalda bronzlaşmayla eşit derecede doğal bronzlaşmayı sağlar. Tek fark ten tipine uygun makine ve kullanım süresi belirlenerek solaryum cihazlarında kişiye özel bronzlaşma planları uygulanır. Dolayısıyla güneşte oluşabilecek aşırı kızarma, soyulma, su toplama gibi durumlar solaryumda söz konusu değildir. Solaryum ile güneş bronzluğunun kalıcılık süreleri aynıdır. Bronzluğun kalıcılık süresini uzatmak ancak cildi iyi nemlendirme ile olur.

    SOLARYUMA GİRMEDEN ÖNCE VE SONRA DUŞ YAPILIRMI?

    Solaryuma girmeden önce yapılan duş ve solaryuma özel peeling jelleri kullanımı bronzlaşma öncesi iyi bir hazırlıktır. Solaryumdan sonra  duş yapmakta tavsiye edilir.

    DÖVMELER İÇİN ZARARLI MIDIR?

    Alerjik reaksiyonlar oluşabiliceği için dövmeli bölgelerin korunması gerekir.

    İLAÇ KULLANANLAR SOLARYUMA GİREBİLİR Mİ?

    Bazı ilaçlar deriyi UV ışınlarına karşı hassaslaştırırlar. Bu ilaçlar fotototiks etkiye sahip olan içeriğe sahiptirler. Bu yüzden solaryuma girmeden önce ilaç kullanımı söz konusuysa , ilacın prospektüsünü okumak ve şüpheli durumlarda doktora danışmak gerekir. Herhangi bir etki 48 saat içinde belirir.

    SOLARYUM HAMİLELİKTE ZARARLI MIDIR?

    Kadınlarda hamilelik sırasında choloasma adında pigmentleri aktif hale getiren bir hormon üretimi olur. O yüzden bazı hamile kadınlar diğer kadınlara göre güneş ışınlarına farklı tepki verirler. Deri hassaslaşabilir. O yüzden kontrollü olarak ışınlarla temas etmek en doğrusudur. UV ışınlarının ana karnındaki bebeğe bir etkisi yoktur.

    SOLARYUM IŞINLARININ BAYANLARIN EN BÜYÜK DERDİ OSTEOPOROZA KARŞI ETKİSİ NEDİR?

    Osteoporoz kemik erimesidir. Doktor kontrolü altında hormon kaybı ilaçlar ile dengelenebilir. Fakat buna ek olarak kanın yeterli oranda D vitamini ile beslenmesi gerekir. D vitamini ilaç olarak yada güneş ışınlarından alınabilir. UV ışınları bu sırada özellikle tercih edilmelidir. Çünkü D vitamini tabletlerinin dozajına zararlı reaksiyonlara yol açmamak için dikkat etmek gereken UV ışınlarında aşırı üretim söz konusu değildir. Modern solaryumlar vücudun  D vitamini üretebilmesine yeten %1-2 oranında kontrollü UV-B ışınları yaymaktadır.

    GÜNEŞ IŞINLARININ METABOLİZMAMIZ ÜZERİNDE NE GİBİ ETKİLERİ VAR ?

    Güneş ışınları, vücuttaki melatonin seviyesini ayarlıyor. Böylece zamanında uyuyup zamanında uyanabiliyoruz. Kış depresyonuna karşı ilaç etkisi gösteriyor. Vücuttaki kan dolaşımını hızlandırarak oksijen alımını kolaylaştırıyor. Ciltte foto kimyasal bir reaksiyon sonucu kolesterol moleküllerinin oluşmasını sağlıyor. Bu moleküller de böbreklere ulaşıp orada vücudun kemik yapısı için gerekli olan D vitamini üretimini arttırıyor.


    Estetik Burun Ameliyatında Merak Edilenler

    Nisan 29th, 2008

    Bir ameliyatta, hem burun estetiği hem de nefes probleminin giderilmesi nasıl çözümleniyor?
    Nefes problemini yaratan kabaca etkenler, burun orta bölmesi olan septum dediğimiz duvardaki eğrilikler, yada her iki burun tarafındaki konka dediğimiz burun etlerindeki büyümelerdir. Bunların düzeltilmesinde septum cerrahisi dediğimiz, burnun ana duvarının düzeltilmesi çok önemlidir. Septum cerrahisinde hekimin tecrübesi ve yaklaşımı önem arz eder. Çünkü bu bölgeye yapılacak hatalı bir uygulama nefes problemini düzeltmeye çalışırken burun estetiğinde de telafisi çok güç problemler yaratabilir. Ben operasyonlarımda öncelikle nefes problemi yaşayan ya da fark etmediği şekilde burun iç yapısında problemleri olan hastamın problemini çözüyor, ardından buruna istenen şekli veriyorum.

    Fonksiyon olarak kişiyi mutlu eden burun terimi ne demektir?
    Fonksiyonel yönden kaliteli burun; kişinin nefesini burnundan rahatça alması, spor yaparken efor kapasitesinde, kitap okurken okuma kalitesinde bir sıkıntısı yaşamaması, zaman zaman ya da her zaman gripli dönemdeymiş gibi burun tıkanıklığının olmayışı, konuşmasında olumsuzluk yaşamama ve burundan nefes alamamaya bağlı olarak geceleri ağızdan nefes alma, horlama, ağız kokusu – ağızda kuruma şikayetlerinin yaşanmamasıdır.

    Eğer bu bahsettiğimiz şikayetlerden bir tanesinin dahi varsa kişinin yaşam kalitesi olumsuz etkilenir.
    Burun estetiği operasyonlarında hem istenen şekle ulaşmak, hemde nefes probleminin tek ameliyatta çözme imkanı var mıdır?
    Tabi ki evet. Hedef günümüzde dediğim gibi, tek bir operasyonda her ikisinide çözümlemektir. Ben hastalarıma estetik burun operasyonlarınındaki son trendi, nefes problemi yaşamayacağınız, hatta ameliyat öncesi nefes probleminiz varsa onunda giderilmiş olduğu, yüz yapınız ve kişiliğinize en uygun karakterdeki doğal ve estetik burun şekline kavuşmanız olarak tanımlıyorum

    Kişilik yapınıza uygun burun ifadesini kullanıyorsunuz, burun şeklinde kişilik yapısının önemi var mıdır?
    Kesinlikle var diyebiliriz. Benim gibi bu konuda tecrübeli bir çok hekim arkadaşımda buna katılacaktır ki, hastalarımızın genetik özellikleri, yetişme tarzları ve meslekleri yaptıracakları burun şeklinde etkili olmaktadır. Estetik olan, yüz ölçüleriyle uyumlu ve natürel burun şeklidir. İşte, tasarımdaki nüansları belirleyen ise kişilik yapılarındaki farklılıklardır. Buna dikkat edildiğinde, kişiyi daha mutlu eden ve doğasına daha uyumlu bir burun şekli yapılabilir.

    Her kişiliğe göre burun şekli değişir mi?
    Kişilik yapısına göre belirlenen burun şekli, sağlıklı ruh hali olan ne isteğini bilen ve hekiminde uygun gördüğü ölçüde tasarlanmış olan burun şekildir. Örneğin, ucunun hafif kalkık olmasını, ucunu tamamen burun sırtı seviyesinde olmasını, burun sırtının düz ya da hafif oyuk olmasını isteyebilir. İşte, burun tasarımındaki bu küçük nüansları belirlemede kişilik yapısının rolü vardır.

    Burun operasyonları sonrası görülen morluk ve şişliklerin sebebi iki operasyonun birlikte yapılmasımıdır?
    Hayır, morluk dediğimiz ekimoz ve şişlik denilen ödemin nedeni tamamen teknikle ilgilidir. Ben operasyonlarımı burun kemiklerini kırmadan, keserek ve törpülüyerek yaptığım için dokuda travma minimal oluyor. Buda iyileşme süresini kısalttığı gibi, ekimoz ve ödemin oluşumunu engelliyor. Kullandığım teknoloji harikası cerrahi aletlerimde operasyon süremi kısaltarak, hem nefes darlığı problemini tam olarak çözmemi hemde buruna istetiğim şekili vermemi sağlıyor.

    Yapmış olduğunuz bu tekniğin hastaya sundukları olağanüstü konforlu ve güzel gözüküyor, hasta hemen rahat nefes albiliyor mu ve burnunun şekilllenmesi için bir süreye ihtiyaç var mı?
    Uygulamış olduğum bu tekniğin diğer bir artısı, ameliyat sonrası burun içine tampon koymadığım için, hasta henüz ameliyat masasında iken dahi burnundan nefes alabiliyor. Yıllardır burundan nefes alma sıkıntısı yaşamış bir kişi için bundan daha güzel bir mutluluk olabilir mi? Ardından hep korkulan acaba tampon çıkarılırken acıma olacak mı sorusu zaten onda oluşmadığı içinde ameliyat sonrası hiç bir sıkıntı yaşamıyor.Ortalama 5. günde burnun dışındaki küçük ateli çıkarıp yeni burnunun, ameliyat öncesi yapmış olduğum bilgisayar tasarımındaki burun şekli ile de bire bir aynı olmuş olmasının verdiği sevinç bir hekim olarak inanılmaz haz veriyor.

    Hastanın normal hayata dönüşüde çok daha kısa mı olmuş oluyor?
    Evet, bir gece hastanede yatan hastam ertesi gün evine dönebiliyor ve ortalama 1. haftada herşey bitmiş oluyor.
    Nefesini rahatça burundan alabilen, istediği burun şekline kavuşmuş olan hastama da güzelliklerin keyfini yaşamak kalıyor.


    Lazer Epilasyon Hakkında Herşey

    Şubat 22nd, 2008

    Lazer Epilasyonla İlgili Tüm Bilgileri Bu Yazı dizimizde bulabilirsiniz.

    İstenmeyen tüylerden kurtulma konusunda yeni bir boyut yaratan lazer epilasyon tekniğinde, lazer ışını cilde herhangi bir zarar vermeksizin doğrudan kıl kökü tarafından emiliyor ve kıl kökünü yok eden yüksek ısıya dönüşür. Lazer ışınının röntgen veya UV ışınlarıyla ilgisi yok, yani, kansorejen değil.

    Diğer epilasyon yöntemlerine göre çok daha pratik olan bu teknikle duyulabilecek ağrı minimale iner. İğneli epilasyona kıyasla çok daha ağrısız olan lazer epilasyonda, seans periyodları 2 – 3 ay arasında değişir. Bu nedenle tedavi oldukça rahat yürütülür. Lazer epilasyon yöntemiyle ilgili bilgileri, Lazer Epilasyon uzmanlarına sorduk.

    Lazer Epilasyon Nedir?

    Lazer epilasyon, lazer teknolojisi kullanılarak, minimum sürede minimum ağrı ve minimum yan etkisiyle istenmeyen tüylerden güvenilir ve etkin bir şekilde kurtulma yöntemidir.

    Kullanılan lazer ışını birbirine paralel giden tek renk ve tek dalga boyunda, gözle görülmeyen ışık demetidir. Etkili olmasının ana prensibi, seçici fototermolizdir. Dalga boyu ve atış genişliği ayarlanmış olan lazer ışını, melanin pigmenti tarafından emilir ve kıl folikülünde ısı enerjisine dönüşür. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakaları etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Lazeri diğer metodlardan ayıran ana özellik, kılı çevreleyen dokunun zarar görmemesi ve sadece kıl kökünün etkilenmesidir. FDA, 1997 yılında lazer epilasyon tedavisinin güvenir, etkin ve kalıcı bir yöntem olduğunu onayladı.

    Lazer epilasyonun avantajları neler?
    Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatça uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa  sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz (duş almamak,denize girmemek v.b.). Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süreci kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Beyaz tenli ve koyu renk tüylenmesi olanlar, esmer ve açık renk tüylenmesi olan kişilere kıyasla daha kısa sürede sonuca varabilirler. Ayrıca yapılan çalışmalar 35 yaş üstü olan kişilerde epilasyonun daha başarılı olduğunu gösterir.
    Lazer epilasyon, lazer teknolojisi kullanılarak, minimum sürede minimum ağrı ve minimum yan etkisiyle istenmeyen tüylerden güvenilir ve etkin bir şekilde kurtulma yöntemidir.

    Kullanılan lazer ışını birbirine paralel giden tek renk ve tek dalga boyunda, gözle görülmeyen ışık demetidir. Etkili olmasının ana prensibi, seçici fototermolizdir. Dalga boyu ve atış genişliği ayarlanmış olan lazer ışını, melanin pigmenti tarafından emilir ve kıl folikülünde ısı enerjisine dönüşür. Bu seçici emilim sayesinde cildin üst tabakaları etkilenmeden kıl folikülü tahrip edilmiş olur. Lazeri diğer metodlardan ayıran ana özellik, kılı çevreleyen dokunun zarar görmemesi ve sadece kıl kökünün etkilenmesidir. FDA, 1997 yılında lazer epilasyon tedavisinin güvenir, etkin ve kalıcı bir yöntem olduğunu onayladı.

    Lazer epilasyonun avantajları neler?
    Lazer epilasyon vücudun tüm bölgelerinde rahatça uygulanır. Diğer epilasyon türlerine göre işlem oldukça kısa  sürer ve epilasyondan sonra hastalara herhangi bir kısıtlama yapılmaz (duş almamak,denize girmemek v.b.). Lazer epilasyonun başarıya ulaşma süreci kişisel faktörlere bağlı olarak değişir. Beyaz tenli ve koyu renk tüylenmesi olanlar, esmer ve açık renk tüylenmesi olan kişilere kıyasla daha kısa sürede sonuca varabilirler. Ayrıca yapılan çalışmalar 35 yaş üstü olan kişilerde epilasyonun daha başarılı olduğunu gösterir.
    Tedavinin süresini kısaltmak için, hastaların seans aralarında çıkan tüylere ağda, ip, cımbız gibi yöntemler uygulamamaları gerekir.

    Lazer epilasyon, ciltte kalıcı izler bırakmaz. İşlem sonrası uygulama yapılan bölgede hafif bir pembeleşme olması doğal sayılır. Bu renk değişikliği birkaç dakikadan birkaç saate uzayabilir. Bunun dışında ciltte herhangi bir etki yaratmıyor.

    Gebelik ve emzirme dönemlerinde lazer tedavisine ara vermek gerekir. Lazer epilasyon tedavisi yaptırmayı düşünen kişilerin dikkat edecekleri tek nokta, istedikleri bölgenin bronzlaşmasını tedavi süresince en aza indirmek. Çünkü bronz tene yapılan işlemde lazer dozu çok düşük tutulmak zorunda. Bu da tedavi etkinliğini azaltan bir faktör. Son derece pratik, güvenli, ağrısız olan bu yöntemde infeksiyon riski kesinlikle yok. Yeni sayılabilecek bir yöntem olmakla birlikte, bugüne kadarki araştırmalar, lazer epilasyon tedavisinin herhangi bir yan etki veya kalıcı zarar yaratmadığını gösteriyor.

    Bu yöntem ne kadar zaman alır?
    Tedavi, seri şekilde lazer atışlarından oluşur. Her bir lazer atışı yaklaşık 1 santimetre karelik bölgeyi etkiler. Bu da yaklaşık 10 kıl kökünün etkilenmesi demektir. Tedavi edilecek alanın genişliğine göre seans süreleri değişir.

    Bu yöntemle istenilen sonuca ulaşmak, tekrarlanan seanslarla mümkündür. Tedavi süresinin uzunluğu uygulanan bölge, hastanın yaşı, cilt rengi, hormonal durumu gibi birçok faktöre bağlı olarak farklılıklar gösterir. Cilt rengi açık, kıl rengi koyu olan kişilerde sonuç daha kısa sürede elde edilir. Çünkü koyu ciltli insanlarda (cildinde daha çok melanin olanlarda) cilt lazer ışınını absorbe etme konusunda kılla benzerlik gösterir. Bu nedenle koyu ciltlere daha düşük dozda enerji uygulanır. Bu da tedavi süresini uzatır. Melanin pigmenti yönünden zengin olan koyu renk kıllarda emilim çok yüksek olacağı için, sonuç kısa sürede elde edilebilir.

    Kişilerin hormanal dengeleri, tedavi seyri açısından önemli bir faktördür. Aktif hormonal bozukluğu olan kişilerde vücut yeni kıl kökleri üretebileceği için, bu tedaviden fayda görmeleri çok uzun sürebilir. Bu nedenle önce hormonal denge sağlanmalı, daha sonra lazer epilasyona geçilmelidir. Zira lazer epilasyonla varolan kıl kökleri tahrip edilebilir. Yeni kıl köklerinin oluşmasının önüne geçilemez. Tedaviden faydalanmada yaş önemli bir faktördür. Vücudun kıl kökü yaklaşık 20 yaşında son bulduğundan dolayı, bu yaştan sonra tedaviye başlanmalıdır.

    Yapılan istatistiki çalışmalara göre kadınlar bu tedaviden, erkeklere göre daha kısa sürede sonuç alıyor.

    Kalıcı Epilasyon

    Kalıcı epilasyon IPL ( Intense Pulse Light ) sistemi ile çalışan Plasmalite cihazı ile yapılmaktadır

    IPL (Plasmalite) teknolojisinin alışılmış lazer terapisinden farkı nedir?
    IPL tekniği (Intenses Pulsed Light), lazer teknolojisinin sürekli olarak gelişmesi ile ortaya çıkmıştır. Yüksek enerjili empülsiyona sahip bir flaş ışığı elde etmek için burada da lazerle bağlantılı bir ışık demeti kullanılır.
    Alışılmış lazer ışığının aksine IPL teknolojisi kişiye özel deri özelliklerini algılayabilir ve bu nedenle çok daha az yan etkiye sahiptir.

    Özel etki mekanizmasi sayesinde (deri üzerinden de tüy köküne doğru) lazerli epilasyonun aksine (sadece tüyün üzerinden tüy köküne) her türlü tüy ve deri tiplerine tedavi uygulanabilir.

    Plasmalite nasil çalışır?
    Plasmalite epilasyon sistemi, benzersiz ve patentli bir floresan teknolojisiyle yüksek enerjili ışık kullanır. Bir atım kırmızı yoğun ışık deriye penetre olur. Kıl gövdesi ve kıl kesecikleri, etrafını saran dokulardan daha fazla pigment taşır. Bu nedenle, ışığı daha fazla emer, bu da sıcaklık derecesini yükseltir. Sıcaklık derecesi 70°C civarına çıktığında, aktif hücrelerdeki proteinler yıkılır ve kıl kesecikleri (kökleri) ölür. Atım süresi tek değiştirilebilir ayardır. Geri kalan her şey atım süresine bağlı olarak otomatik bir biçimde ayarlanır. Bu kadar kolay bir taşıma ve operasyonla, her zaman tüm hastalarda mükemmel sonuçlara ulaşmak mümkündür.

    Tedavi nasıl hissedilir?
    Tedavi süreci hemen hemen tamamen ağrısız ve acısızdır. Derinin üst yüzeyinde (epidermis) bulunan hücreler ısınarak dermisi ısıtır. Atım vuruşundan önce soğutucu bir jelin topikal olarak uygulanması, ince epidermisin soğuk kalmasını sağlar, bu da ağrı duygusunu en aza indirger. Çoğu hasta minimal düzeyde bir rahatsızlık hisseder, ancak bu rahatsızlık hissi de hafif bir yanma sızlama ya da karıncalanma hissinden öte bir şey değildir.

    Kaç tedavi seansına ihtiyaç vardır?
    En dramatik değişiklikler genellikle ikinci tedaviden sonra ortaya çıkar. Hastaların çoğunda 3-5 tedaviye gerek duyulur, fakat çok az sayıda hastada ekstra tedavi seansları gerekebilir.

    Seans sayısındaki farkların nedeni nedir?
    Gerekli tedavi seansıı sayısı, kıl büyümesinin yoğunluğuna ve yerine bağli olarak çeşitlilik gösterir. Vücut kıllarının yaklaşık %30′u normal olarak büyüme fazında bulunur. Geri kalanı uykudadır, henüz daha geri aşamalardadır ve ışığı ememez. Her tedavi seansında büyümekte olan kılların %60-95′i temizlenebilir.

    Tedavi hızı nedir?
    Her bir atım, 10×20 mm deri alanını kapsar, bu alan etkililik ve pratik sorunlar bakımından dengeyi sağlamak açısından optimal düzeyde bir alandır. Her 2 saniyede bir yeni bir atım ateşlenebilir. Böylece, bir bıyık alanı 30 saniyeden az zaman alırken, erkek sırt ya da kadın bacagi 30 dakikadan 1 saate kadar değişen zamanlarda tamamlanabilir.

    Kıl kalınlığı etkili midir?
    Aslında, kalın kıllar, ince kıllardaki sonuçlara ulaşılabilmesi için daha fazla ışık gerektirir. Bununla birlikte, kalın kıl ışığı atım süresi içerisinde daha hızlı bir biçimde emer. Plasmalite “Dengeli Isık” adı verilen benzersiz bir özelliğe sahip olduğundan, aynı atımdan bütün kıllar etkilenir. Genelde, kıl ne kadar koyu renkli olursa tedavi de o kadar etkili olur. Bununla birlikte, açık renkli kıl tedaviye genellikle iyi cevap vermesine rağmen, erken bir düzelme beklemek fazla iyimserlik olacaktır.

    Derinin görünümü hakkında neler söylenebilir?
    En kolay tedavi edilebilen kombinasyon siyah kıl ve beyaz deri kombinasyonudur. Bununla birlikte, bir çok klinik çalışma beyaz olmayan deride (örn. Hispanik, Orta Dogu ya da Pakistan/Hindistan orijinli insanlarda) kıl gövdesi/kökü ile etrafındaki deri dokusu pigmentasyonu arasındaki farkın genellikle iyi sonuçlara ulaşmak kadar büyük olduğunu göstermiştir.

    Plasmalite nasıl işler?
    Plasmalite, kıl gövdesi ve keseciklerinde dogal olarak bulunan melanin pigmentini hedefleyen ışık gücünü kullanır. Klinik araştırmalar, kırmızı ışığın melanin tarafından tercih edilerek emildiğini göstermektedir. Her bir kırmızı ışık atımı, kıl gövdesi ve keseciğindeki sıcaklık derecesini artırır. Sıcaklık derecesi +70°C’a çıktığında, hücrelerdeki proteinlerin yapısı bozulur ve aktif kıl keseciği ölerek, tekrar büyüme kapasitesi yitirilir.

    Hangi alanlar tedavi edilebilir?
    Plasmalite, vücudun herhangi bir alanında ve herhangi bir deri tipinde kullanılabilir. Bununla birlikte, tam tedaviye başlamadan önce küçük bir alan testi yapılmasi önemlidir.

    Tedavi neleri içerir?
    Hasta epilasyon tedavisi için geldiğinde, eğitimli bir terapist hastaya Plasmalite’in nasıl çalıştığını anlatır ve hasta için uygun olup olmadığını değerlendirir. Hastaya nasıl etkili olduğunu görmek amacıyla, küçük bir alanda test yapılır. Deneme yapılacak olan alana ince bir tabaka optik temas jeli sürülür. Daha sonra bu alana dalga-kılavuzu uygulanır ve her bir alanda bir seri kısa ışık flaşı verilir. Hasta genellikle herhangi bir ani değişiklik görmez. Bununla birlikte, her tedaviden sonra 2-3 hafta içerisinde kesin bir etki, yani kılların çoğunluğunun yok olduğu görülür.

    Bu tedavinin yan etkileri var mıdır?
    Vücudun bazı kısımları diğer kısımlarından daha duyarlı olup, kızarabilir, hafifçe şişebilir, fakat bunlar da birkaç saat içinde kaybolur. Aşırı uçtaki vakalarda büllenme olabilir, bu da normal olarak bir iki gün içerisinde kaybolur. Deri pigmentasyonunda geçici azalma ya da çoğalmalar olabilir, ancak bu tip olgulara da sık rastlanmaz ve genellikle birkaç ay içerisinde normale döner.

    Hastanın bilmesi gereken bir şey var mı?
    Bazı hastalar ışıga karşı diğerlerinden daha duyarlıdır. Bu nedenle, hastanın değerlendirme formunu doldururken dürüst olması önemlidir. Hastanın tedaviye uygun olup olmadığının anlaşılabilmesi için test yamalarının uygulanması gerekir. Bununla birlikte, test yamalarından alınan sonuçların tedaviden alınacak sonuçlarla aynı olmasının gerekmediği de unutulmamalıdır. Eğer hasta tedavi sırasında herhangi bir rahatsızlık hissederse ya da soğutma jeli ısınmaya başlarsa, hastanın terapiste hemen haber vermesi gerekir. Tedavi seansları arasında ağda yapılması önerilmemektedir, ancak traş yararli bile olabilir. Tedavi alan kişinin tedaviden önce ve sonra 4 hafta süreyle güneşe çıkmaması gerekir.

    Plasmalite tedavisi güvenli midir?
    Plasmalite’dan çıkan ışık tüm yönlere dağılır, fakat gözleri fotoğraf makinesinin flaşından daha fazla etkilemez. Bu nedenle, lazerden çok daha güvenlidir.

    Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
    Op. Dr. Baki Çokneşeli

    Tedavi Esnasında Nelere Dikkat Edilmeli?

    Tedavi edilecek bölgenin bronzlaşmamış olması gerekir. Tedavi süresince solaryuma girilmemeli ve işlem yapılacak bölge yüksek koruma faktörlü güneş sütleriyle korunmalı. Ayrıca tüy rengini açıcı kimyasal maddeler kullanılmamalı.
    Lazer epilasyon uygulanan bölgeye, seans aralarında ağda, cımbız gibi yöntemler kesinlikle uygulanmamalı.
    Seanslar Arasındaki Süre Ne Kadar?

    Lazer uygulanan bölgedeki kılların yüzde 60 – 70 kadarı seans esnasında dökülür. Kalan kılların dökülmeleri 1-2 hafta sürebilir. Kılların tekrar çıkma süreleri, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Ancak genel olarak vücut bölgelerinde 4 – 8 hafta, yüzde 4 – 6 hafta kadardır.
    Tedavi Sonrası Nelere Dikkat Etmeli?

    Tedavi edilen bölgere hassas davranılmalı. Cildi tahriş edici temizleyiciler ve topical sivilce kremleri kullanılmamalı. Banyo yapılmasında bir sakınca yoktur. İşlemden hemen sonra makyaj yapılabilir.

    Lazer Epilasyonun Yan Etkileri Neler?

    luslararası sağlık örgütü tarafından yapılan araştırmalar şunu gösteriyor; lazer epilasyon sadece geçici yan etkilere sebep oluyor. Çoğunlukla önemli cilt değişiklikleri gözlenmez. Nadiren hafif kızarma, soyulma olabilir. Meydana gelen kızarıklıklar 24 saatte kaybolur. Çoğu vakada meydana gelen deri reaksiyonları 1 – 2 saatte yok olur. Deri rengi çok koyu olan kişilerde hypo ve hyperpigmentasyon alanları oluşabilir. Bu açık veya koyu renk lekeler kesinlikle kalıcı değil. Cildin en üst tabakasının dökülmesiyle zaman içinde kaybolur.

    Kullanılan lazer ışını sadece kıl folikülü tarafından emildiği için, sistematik yayılım yok. Sadece uygulanan bölgedeki kıl folükülüne etkiler. Vücudun diğer bölgelerine yayılmaz. Bu ışın UV veya radyoaktif ışınlarla karıştırılmamalı. Yapılan araştırmalar sonucu, bu uygulamada kansorejen herhangi bir etki saptanmamış.
    Tekrar Kıllanma Olabilir mi?

    Tedavi edilen bölgede, tekrar tüylenme ihtimali beş yıl içinde yüzde 5’den azdır. Tekrar tüylenme kesinlikle eskiye dönüş tarzında değil, tek tük tüylenme şeklinde olabilir.
    Lazer Epilasyon Kimlere Uygulanmaz?

    Yeterli klinik çalışma olmadığı için, gebelik ve süt verme döneminde uygulanmaz. Ayrıca yapılacak bölgede lokal enfeksiyon bulunuyorsa, işlem yapılamaz. Bunun dışında, epilepsi hastalarına ve kronik deri hastalığı olanlara tedavi uygulanamaz.
    Fazla Tüylere Laserli Epilasyon

    Fazla tüylenme problemi artık laserle yapılan epilasyonla dert değil.
    Kadınlar için en ciddi estetik sorunlardan biri olan aşırı tüylenme kalıtım, hormonal sorunlar ya da kullanılan bazı ilaçlardan kaynaklanabiliyor.

    Tüylerden kurtulmak için kullanılan ağda, traş ve kimyasal dökücülerle ise istenilen sonuç elde edilemiyor. Örneğin kimyasal kıl dökücülere bağlı alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Son yıllarda kullanıma giren laserle epilasyonda ise tüylerin kalıcı bir biçimde yok edilmesi mümkün oluyor.

    Acıbadem Carousel Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan uygun vakalarda, uygun dozda kullanıldığında laserin tüylenme tedavisinde ilk seçenek olduğunu belirtiyor. Laserle epilasyon uygulamasının birçok önemli üstünlüğü var. Dr. Okan, “Sonuçların uzun vadeli olması, büyük alanlarda yapılabilmesi, uygulama öncesi ve sonrası aktivitelerde kısıtlamaya neden olmaması yöntemin popülerliğini artırıyor” diyor.

    Kıl Kökleri Yok Ediliyor
    tüylenmede en etkin laser türü olan Ruby laser ile kıl kökleri yok ediliyor. Dr. Gökhan Okan, laserle yapılan uygulama hakkında şu bilgiyi veriyor:
    “Ruby laserin dalga boyu 694 nanometredir. Kıl köklerinde bulunan melanin pigmenti, laser için bir hedef görevi görmektedir. Laser ışını kıl kökü çevresindeki ana hücreyi etkileyerek bu hücrenin büyümesini durdurur. Laserle epilasyon uygulamasının etkili olması için 5-6 seans uygulaması gerekiyor. “
    Laserle yapılan epilasyonunun süresini cilt rengi, kılın derinliği, cildin kalınlığı, kılın melanin içeriği belirliyor. Örneğin seans aralığı yüz için 4 hafta, vücut için 8-10 haftaya kadar uzayabiliyor. Dr. Gökhan Okan, laserin güvenirliğiyle ilgili şöyle konuşuyor:
    “Laser epilasyon güvenilir bir yöntemdir. Özellikle uygun cilt tipi ve cilt rengi olan hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Cilt rengi de lazer epilasyonda önemli bir belirleyici kriter olmaktadır. Derinin yüzeysel tabakalarına yerleşmiş olan keratinosit ve melanosit hücrelerinin de laser ışığını emebilme özelliği vardır. Laserden sonra güneş koruyucu kullanılmalıdır.”

    Her Şey Kusursuz Bacaklar İçin

    Mükemmel bacaklara sahip olmayı kim istemez? Ama bu sadece istemekle olmuyor, biraz da çaba göstermek gerekiyor. Bu yazımızda masajdan peeling’e, tüy dökücü yöntemlere kadar bacak güzelliğinizle ilgili merak ettiğiniz birçok konuyu bulabilirsiniz.

    Canlılık…
    Buz gibi soğuk bir duş kan dolaşımınızı hızlandırmak için ideal. Soğuk bir duş derken tüm vücudunuzdan değil, sadece bacaklarınızdan söz ediyoruz. Önce soğuk suyu açın, sonra da duş telefonunu bacağınızın alt bölgesinden yukarı doğru gezdirin. Bu uygulama bacaklarınızın dirilmesini ve kan dolaşımının hızlanmasını sağlıyor. Teniniz pembe bir görünüm alana kadar bacaklarınıza soğuk su tutmaya devam edin. Soğuk duştan sonra dizlerinizi ve ayaklarınızı bakım yağıyla ovun. Çünkü özellikle bu bölgeler, kurumaya elverişlidir. Saf soya, jojoba veya avokado yağı cildinizin kurumasını engellemek için çok uygun. Duştan veya banyodan sonra nemli ve ıslak cildinize vücut yağını uygulayıp masaj yaparak yedirin. Böylece yağ cildiniz tarafından daha kolay emilir ve iz bırakmaz.

    Dirilik…
    Biberiye içerikli bitkisel banyolar, kan dolaşımını güçlendiriyor ve cildi elastik bir görünüme kavuşturuyor. Mineral, aminoasit ve vitamin içerikli yosun banyoları ise metabolizmayı hızlandırıyor. Banyo suyuna damlatacağınız birkaç damla biberiye yağı aynı zamanda rahatlamanızı da sağlayacak.

    Tazelik…
    Bacaklara yapılan peeling mükemmel sonuçlar doğuruyor. Özellikle de nasır bağlamış dizlerle, pul pul olmuş deride. Peeling’ten sonra cildinizin daha yumuşak ve canlı olduğunu göreceksiniz. Peeling’in ardından cildiniz iyi bir nemlendiriciye ihtiyaç duyar. Peeling jelleri ve kremleri sadece cildinizi arındırmakla kalmıyor, aynı zamanda derideki yağları ve nemi de çözüyor. Peeling yapmak için zamanınız yoksa bacaklarınıza vücut losyonu ve fırçayla masaj
    yapın. Fırça, ölü deri hücrelerini temizliyor ve bakım kremlerinin deriye iyice işlemesini sağlıyor.

    Sık Sorulan Sorular

    Soru: Lazer ışınları cilde ya da diğer organlara zararlı mıdır? Kanser yapıcı etkisi var mıdır?
    Cevap: Tıpta ve özellikle Dermatolojide 1960’lardan beri çeşitli amaçlarla kullanılan lazer ışınları son derece güvenli olup, uzun vadede hiçbir yan etkiye yol açmaz. Kanser oluşturmaz. Lenf, ter, yağ, süt bezleri, üreme organlarına bir etkisi yoktur.

    Soru: Lazer kimlere uygulanabilir?
    Cevap: Hamileler ve güneş ışığı ya da solaryumla bronzlaşmış kişiler dışında 7’den 70’e herkese uygulanabilir. Güneş banyosundan sonra 3-4 hafta geçmeden uygulama yapılmaz.

    Soru: Tedavi kaç seans sürecektir?
    Cevap: Kişinin hormonal durumu, yaşı, cilt tipi, tüylerinin rengi ve yoğunluğu ile lazerin uygulandığı bölgeye göre değişmekle birlikte, ortalama 5-7 seans yüz güldürücü bir sonuç doğuracaktır.

    Soru: Seanslar ne kadar sürer, seans araları ne kadardır?
    Cevap: Lazer epilasyonunun kesin etkili olması yanında jilet, ağda, cımsız ve elektroliz (iğneli epilasyon) gibi geleneksel yöntemlere en büyük üstünlüğü; seansların kısa, seans aralarının ise uzun olmasıdır. Dudak üstü, çene bölgeleri 2 dakika, koltukaltları ve bikini bölgeleri 5-10 dakika, her iki kol 20-30 dakika, bacaklar 20-45 dakika içinde tümüyle taranabilir. Seans araları ile bölgeye göre değişmekle birlikte 1-4 ay gibi uzun sürelidir. Prensip olarak yeni bir seans, hasta gereksinim duyduğunda yapılır.

    Soru: Uygulamada ağrı olur mu? Öncesi ve sonrası özel bir bakım gerektirir mi?
    Cevap: Merkezimizde kullandığımız Gentle LASE Plus epilasyon lazerine özel Aktif Soğutma Sistemi (DCD) sayesinde uygulamalar ağrısızdır. Hiçbir özel bakıma gerek yoktur. Yalnızca yaz aylarında yüksek koruyucu faktörlü (SPF: 25) güneş kremleri ve nemlendirici losyonlar önerilir. Banyo, makyaj, parfüm kısıtlanmaz.

    Soru: Tedaviye başlarken tüylerin durumu nasıl olmalıdır?
    Cevap: İlk uygulamaya tüylerin tümü hiç değilse 1 mm yüzeydeyken başlamak uygun olur. Bu nedenle lazer uygulamasından 2-4 hafta önce her türlü müdahale kesilmelidir. Tüyler çok usunsa, tüm enerjinin köklere gitmesini sağlamak üzere kısaltma işlemi uygulayacı tarafından yapılacaktır.

    Soru: Seanslar arasında tüylü dolaşmak zorunlu mudur?
    Cevap: Açıklayıcı bir neden bulunmamakla birlikte lazer epilasyon tedavisine en çabuk ve iyi yanıt verenler seans aralarında tüylerine hiçbir şekilde müdahale etmeyenlerdir. Bununla birlikte yüz fgibi çok göz önünde olan bir bölgede tüyleri kısaltma mümkündür.

    Soru: Uygulamadan sonra cilt ne durumdadır?
    Cevap: Kişinin günlük yaşantısını sürdürmesini engellemeyecek kadar hafif bir kızarıklık ve kabaraklık mevcut olabilir ve bu durum çok kısa sürer. 7-14 gün sonra yeniden çıkmış gibi görünen tüyler cansız olup yumuşakça silindiğinde dökülecektir.

    Notlar
    Epilasyon lazerleri: Alexandrite, ruby, diod, Nd yağ lazer türlerinde olabilir. Yoğunlaştırılmış kaynaklar (fotoepilasyon) ise non-lazer ışık kaynağı olup dalga boyu filtreler aracılığıyla değiştirilebilir.

    Günümüzde Alexandrite lazer tarafından yapılan uygulamanın kalıcı olduğu FDA onayı almıştır. Lazer epilasyon endikasyonları, hormonal ve ailevi tüylenmeler yanı sıra plastik cerrahi uygulamalarına hazırlıktır.


    Epilasyon

    Ocak 16th, 2008

    epilasyon

    Lazerli epilasyon vücudun her bölgesindeki tüyleri acısız ve cilde zarar vermeden yok eden kalıcı bir yöntemdir.
    Özel olarak seçilen dalga boyundaki lazer ışınları kıl kökünde bulunan melanin pigmentini hedef alır. Lazer ışınını emen melanin pigmenti ısınır ve kıl kökü tahrip olur. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantredir. Bu da cildin zarar görmesini önler.
    Lazerli epilasyondan etkili sonuç alabilmek için en az 4 seans düzenli olarak devam etmek gerekir. Seans sayısı, tüy yoğunluğuna, rengine ve cilt tipine göre kişiden kişiye değişir. Ayrıca tüyün bir çok gelişme evresi vardır. Lazerli epilasyonla uygun gelişmişlikteki tüyler yok edildiği için bu evreye gelmeyen tüyler için uygun evre beklenir. Bu da seans sayısını artırabilir. En hızlı ve başarılı sonuç, cilt rengi açık, tüyleri koyu olan insanlarda alınır.
    Hamilelerin uygulamaması gereken bir yöntemdir.
    Uygulama önerileri:
    - Uygulamadan önce güneşlenmeyin, bronzlaşmış cilde lazer uygulamak sakıncalıdır. Uygulamadan sonra da 8 gün güneşlenmeyin.
    - Çok açık veya çok koyu tenliyseniz karar vermeden önce bir uzman doktorla görüşün.
    - Seanslardan sonra ciltte kızarıklıklar oluşabilir ama bunlar kısa sürede yok olur.
    - Lazerli epilasyon bir uzmanlık işidir, mutlaka iyice araştırın ve uzmanlara yaptırın.
    Uygulama Alanları:
    * Lazer Epilasyon
    * Fotorejuvenasyon
    * 4 mm ye kadar kalınlığı olan mavi derin damarlar
    * Talenjekteziler
    * Nevus Flammeus
    * Cherry hemanjiomlar
    * İnce Yüzeyel kılcal damarlar
    * Örümcek damarlar
    * Akne sivilceleri.
    * Ablatif uygulamalar (melazma, santalazma)
    * Akne skarları
    * Ufak keloidler
    * Seboreik keratozlar
    * Güneş lekeleri
    * Benin lezyonlar
    * Cilt soyma
    * Cilt yenileme (smooth mod)