RSS .92| RSS 2.0| ATOM 0.3
  • Epilasyon
  • Hakkında
  •  

    Gripten korunmak için ne yapmalı?

    Ocak 21st, 2008

    Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bulgular genellikle 7-10 günde iyileşme ile sonuçlansa da, bazen sinüzit, bronşit veya zatürre gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Özellikle grip salgınlarının yaygın olduğu sonbahar ve kış aylarında alacağınız basit önlemler ile gripten korunabilirsiniz:

    Dengeli beslenin
    Vücudun ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ ve vitaminler yeterli olarak alınmazsa, vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir.

    Yeterli miktarda su için
    Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması, virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere, her dönemde günde 8-10 bardak su içilmesi faydalıdır.

    Düzenli spor yapın
    Sağlıklı yaşamın bir parçası olan spor, gripten korunmak için de çok önemlidir. Yetişkin biri için haftada 3 gün, günde 1 saat olmak üzere spor yapılması faydalıdır.

    Stresten uzak durmaya çalışın
    Stres, vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir. Bu nedenle, çeşitli yollar ile stresten uzaklaşmak sağlıklı kalmayı da beraberinde getirecektir.

    Sigara içmeyin
    Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar, sigara içilen ortamlarda, dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.

    Kalabalık yerlerde kendinizi korumaya çalışın
    Toplu taşıtlar, sinema, tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla ( 160 km/saat ) hareket ederek 3- 4 metre uzağa yayılabilir. Bu nedenle özellikle bu tür yerlerde havalandırmanın iyi olmasına dikkat etmek, temizliğe özen göstermek gibi basit tedbirler ile gripten korunabilirsiniz.

    Düzenli uyuyun
    Bir gece uykusuz kalındığında, virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.

    Aşırı sıcak ortamlardan kaçının
    Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamlarda bulunmak, solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olacağından virüslerin vücuda girişini kolaylaştırabilir.


    Sabah Kahvaltısının Önemi

    Ocak 21st, 2008

    Okula giden çocuklar için kahvaltının ne denli önemli olduğu konusunda çok fazla araştırma yapılıyor. Kahvaltı etmeden okula gitmek, başarıyı kesinlikle düşürüyor. Özellikle tahıl gevrekleriyle yapılan kahvaltılar, çocukların sınavlarda az hata yapmasını ve soruları daha çabuk cevaplandırmasını sağlıyor.

    Ülkelerin kahvaltı alışkanlıkları elbette birbirinden farklı. Türkiye’de kırsal kesimde genellikle çorba ve yöresel yemekler tercih ediliyor. Kentlerde ise ekmek, peynir, zeytin, çay kahvaltının gözdeleri arasında. Gelir yükseldikçe reçel, bal, tahıl gevrekleri gibi besinler de bu listeye ekleniyor. Türkiye’de okul çocukları arasında en sık atlanan öğünün kahvaltı olduğu belirlenmiş. 16-19 yaş grubundaki gençlerle, Ankara’da yapılan bir çalışmada yüzde 70′inin kahvaltı yapmadan okula geldikleri belirlenmiş. Gençler, iştahsızlık ve vakitsizliği kahvaltı etmeme sebebi olarak göstermişler.

    Yaz okullarında yapılan çalışmalarda ise çocukların yüzde 30′unun kahvaltı alışkanlığının hiç olmadığı belirlenmiş. Genellikle simit, bisküvi, gözleme, sandviç, içecek olarak da kolalı içeceklerin tercih edildiği farkedilmiş. Dengesiz, düzensiz beslenme alışkanlıkları çocuklarda ve gençlerde şişmanlık, kalp, damar hastalıklarına sebep olabiliyor veya zemin hazırlayabiliyor.

    Aç ve yorgunlar

    Eğer sağlıklı yaşamak istiyorsanız, günlük enerji ve besin ihtiyacınızın dörtte birini kahvaltıda almak zorundasınız, başka yolu yok. Hele siz bir çocuksanız kahvaltıyı kesinlikle atlamamalısınız, sabah kalktığınızda tembellik yapmamalısınız. Çünkü vitamin ve mineral ihtiyacınızın önemli bir bölümünü kahvaltıda alıyorsunuz. Beynin temel ihtiyaçlarından glikoz da kahvaltı yoluyla elde ediliyor. Amerika’da bu konuda bazı araştırmalar yapılmış. 10-13 yaş arası 250 çocuğun katıldığı çalışma sonucunda, grubun yüzde 29′unun sabah derslerinde kendini aç ve yorgun hissettiği, yüzde 23′ünün ise hiç çalışmak istemediği ortaya çıktı. 15-16 yaşlarındaki kızların yarısının düzenli kahvaltı yapmadığı da belirlenmiş.

    Harvard ve Massachusetts üniversitelerinde açlığın olumsuz etkileri üzerine yapılan çalışmalar, hırsızlık, kurallara uymama, öğretmen ve aileyle geçimsizlik gibi davranış bozukluklarının yemek yememeyle bağlantılı olduğunu gösterdi. Bunun üzerine Ulusal Okul Kahvaltı Programı düzenlendi. Düzenli kahvaltı etmeye başlayan çocukların daha dikkatli ders dinlediği, matematikte daha yüksek notlar aldığı ve daha az psikolojik problemler ve davranış bozukluklar gösterdikleri saptanmış. Tahıl gevrekleri üzerine yapılan çalışmaları yürüten Kellogg’s ise özellikle tahıl gevreğiyle kahvaltı eden çocukların diğerlerine göre daha fazla lif, B1, B2, B6, B12 vitamini, niyasin, folik asit ve demir aldığını saptamış

    Tahıl gevrekleri

    Yağ oranı az, karbonhidrat ve vitamin oranı yüksek tahıl gevrekleri okul çağındaki çocuklarda öğrenme, kavrama ve hatırlama yeteneğini geliştiriyor. Eğer kahvaltı atlanırsa, çocuğun öğrenebilme yeteneği azalıyor. Çünkü kandaki şeker ve insülin düzeyleri düşüyor. Kopenhag’daki Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde 10 yaşındaki 200 çocukla yapılan araştırmanın sonucunda, tahıl gevrekleri gibi besin değeri bakımından zengin yiyeceklerle kahvaltı eden çocuklar sınavlarda daha az hata yapıyor ve soruları daha çabuk cevaplandırıyor. Tahıl, içerdiği lif nedeniyle çocuklarda sindirimi düzenliyor, kabızlığı önlüyor ve metabolizmanın çalışma sistemini olumlu etkiliyor. Çocukluk döneminde alınan bol lif, ileride oluşabilecek kronik hastalıkları engelleyebiliyor. Hazır kahvaltı gevrekleri ise bol lif içeren en pratik kahvaltı şekli.

    Çocuğun ne kadar life ihtiyacı olduğunu ise yaşına göre hesaplaplayabilirsiniz. Günde 5 veya 10 gram lif miktarı çocuğun yaşına eklenmeli. Örneğin, on yaşındaki bir çocuk, günde, 10 artı 5 veya 10 yani 15 ile 20 gram arasında lif tüketmeli. Tahıl gevreklerini özellikle süt ve yoğurtla yemek de çocuklar için yararlı. Ayrıca meyve ve bal da katılabilir. Böylece bu besinleri tek başına tüketmekten hoşlanmayan çocuklar tahıl gevrekleriyle gerekli kalsiyum ve diğer değerleri alabilirler. Tahıl kahvaltılıkları, mısır, buğday ve pirinç tanelerinden hazırlanıyor. Ayrıca yapılan araştırmalarda çocukların yüzde 70′inin kahvaltı gevreklerini tercih ettikleri ortaya çıkmış.


    Sorun belki hormondadır

    Ocak 21st, 2008

    Bebek sahibi olamayan çiftlerin umudu tüp bebek. Ancak 1978 yılından beri uygulanan ve pek çok çiftin bebek özlemini gideren tüp bebek yöntemine gelene kadar yapılabilecekler var. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve International Hospital Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Engin Oral, kimi zaman hormon den- gesizliklerinin bebek sahibi olmayı güçleştirdiğini belirterek, “Özellikle prolaktin hormonunun yüksekliği kadında yumurtlama bozukluğu, tüylenme ve baş ağrısı yapabilir. Prolaktin dışında guatr, hipertiroidi veya hipotiroidi varsa bu hormonları düzelterek gebeliği kolaylaştırabiliriz” diyor.

    Kısırlık şüphesiyle başvuran bir çifte neler yapılıyor?
    Erkeğe sperm analizi yaptıktan sonra kadına geçiyoruz. Önce kadının üçüncü gün hormonlarına, ardından da yumurta rezervine bakıyoruz. Rezerv iyi mi değil mi? Rahim içinde bir sorun var mı? Eğer bir sorun varsa rahim filmi istiyoruz; buna HSG deniyor. Bu, bize kadının rahminin iç yapısı ve tüplerinin açık olup olmadığı hakkında fikir verir. Yumurtlama var mı yok mu diye yumurtlama takibi yapıyoruz veya âdetin ikinci yarısında progesteron hormonuna bakıyoruz. Bunlar temel testler. Çiftlerin yaklaşık yüzde 10′unda bir sorun tespit edemiyoruz ama buna rağmen gebelik oluşmuyor. Buna ‘açıklanamayan infertilite’ deniyor.

    Sorun varsa nasıl bir yol izliyorsunuz?
    Eğer yumurtlama bozukluğu varsa yumurtlama ilaçlarıyla tedaviye başlıyoruz. Kadının hormon bozukluğu varsa bunları düzeltiyoruz. Bazen sadece bunlar bile kısırlık nedeni olabiliyor. Özellikle prolaktin hormonunun yüksekliği kadında yumurtlama bozukluğu, tüylenme ve baş ağrısı yapabilir. Eğer prolaktin yüksekse düşürücü ilaç vererek gebeliği sağlamaya çalışıyoruz. Guatr, hipertiroidi veya hipotiroidi varsa bu hormonları düzelterek gebeliği kolaylaştırabiliriz.

    Kadında eğer rahim içinde şekil bozukluğu, yapışıklık, polip, miyom varsa bunları operasyonla gidererek gebeliği sağlayabiliriz. En zor olgular yumurtalık rezervi azalmış olanlardır. Erken yumurtalık yaşlanması da gebelikte sıkıntı yaratır. Bunlarda yumurtalık sayısı az üstelik kalitesi de iyi olmuyor. Bu olgulara hemen beklemeden tüp bebek yapılması gerekir. Ama Türkiye’de sorun şu: Bazı çiftler takiple, aşılamayla bebek sahibi olabilecekken hemen tüp bebeğe geçiliyor. Bazı olgular ise gereksiz yere bekletiliyor, hastanın yaşı ilerliyor ve şansı azalıyor.


    Annelere Sütü Arttıran Emzirme Çayı

    Ocak 21st, 2008

    Bebeklerin sağlığı ve gelişiminde, özellikle ilk 6 ayda eşsiz ve mucizevi besin kaynağı olan anne sütü, bağışıklık sisteminden, zeka düzeyine kadar, insan hayatında etkisi bir ömür boyu sürecek inanılmaz ve son derece iyi sonuçlar yaratıyor. Yüzyıllar boyu anne sütünü artırıcı etkisi bilinen ve kanıtlanan bitkiler, anne sütünü artırmaya yardımcı, Türkiye’deki ilk ve tek doğal bitki çayı olan Humana Still-Tee’nin içeriğinde, dengeli bir karışımla bir araya getirildi.

    Türkiye’de, eczanelerde satışa sunulan Humana Still-Tee’nin içeriğinde yer alan tamamen doğal bitkisel karışım, düzenli içildiğinde, doğum sonrasından başlayarak, tüm emzirme döneminde süt bezlerini uyarıyor ve böylece anne sütünün miktar olarak artmasına ve yapımının hızlanmasına yardımcı oluyor.

    Humana Stil-Tee emzirme çayının içeriği, geleneksel olarak yüzyıllardan beri anne sütünü artırdığı bilinen ve tıbben galaktogog olarak isimlendirilen bitkilerin dengeli ve ideal karışımından oluşuyor. Bu bitkilerden anne sütünü artırıcı etkisi olanlar, Çemen Otu, Keçi Sedefi Otu, Rezene, Mine Çiçeği olarak sıralanırken, Amber Çiçeği, Ağaç Çileği ve Rooiboss bitkileri de çayın lezzetini artırmak, kokusunu ve tadını mükemmelleştirmek, vitaminler ve mineraller açısından zenginleştirmek için ilave edilmiş bulunuyor.

    Humana Still – Tee emzirme çayının içerisinde bulunan galaktogog adı verilen bitkiler, anne sütünün yapılması için, emziren annede zaten mevcut olan prolaktin ve oksitosin adlı hormonların aktivitesini artırarak, anne sütü üretimini hızlandırıyor ve salgılanan anne sütü miktarını artırmaya yardımcı oluyor. Yüzde 100 doğal ve bitkisel olan Humana Stil-Tee, hiçbir boya ve katkı maddesi ile suni aroma içermiyor.

    Humana Still – Tee emzirme çayının etkisi 24- 72 saat içinde ortaya çıkıyor

    Humana Stil-Tee, bir bardak suya iki tatlı kaşığı ilave edilip karıştırılarak hazırlanıyor. Suda eriyen granül yapısı sayesinde kolayca hazırlanabilen Humana Still-Tee, isteğe bağlı olarak soğuk, ılık ya da sıcak içilebiliyor. Günde 3- 4 kez içilmesi tavsiye edilen Humana Still-Tee’nin anne sütünü artırmaya katkı sağlayıcı etkisi, 24- 48 saat içinde görülüyor. C vitamini ilaveli olduğu için annenin günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 72’sini karşılayan Humana Still-Tee, düşük kalorili olması nedeniyle de, anneler için doğumun ardından kilo endişesi yaşatmadan anne sütünü artırmaya yardımcı oluyor. Bir bardak Humana Still-Tee, 34 Kcal, yani sadece yarım dilim ekmek kadar kalori içeriyor. Emziren annenin süt verme döneminde artan sıvı ihtiyacını da gideren Humana Stil-Tee, eczanelerde 200 gramlık kutularda satışa sunuluyor ve bir kutudan 200 mililitrelik 22 fincan çay çıkıyor.

    Avrupa’nın önde gelen bebek mamaları üreticisi HUMANA tarafından üretilen ve iki yıldır AB ülkelerindeki annelere sunulmakta olan doğal bitkisel emzirme çayı Humana Still-Tee, Mamsel İlaç Sanayi tarafından, Türkiye’de eczaneler kanalıyla sütü yeterli olmayan annelere ulaştırılıyor.